1.3.14

inanç

amin maalouf

nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını sorar.

insanlara, bir ırka veya bir aşirete mensup olmak gibi, bir dinden olmayı öğretmişler. ben de diyorum ki, size yalan söylemişler. her dinde, her düşüncede, ışıklı özü bulup kabuğunu atmayı bilin.

en katı müminde bile kuşku vardır ve en koyu inançsızlıkta itiraf edilmemiş bir umut!

özgürlüğün ve refahın, suyun üzerindeki dalgalar gibi usul usul yayıldığı bir dünya. tıp tüm hastalıkları yendikten ve salgınları püskürttükten sonra, yaşlılığı ve ölümü geriletmekten başka kaygısı kalmayan bir dünya. cehaletin ve şiddetin olmadığı bir dünya. karanlığın son lekelerinden arınmış bir dünya. evet, barışını kurmuş, yüce gönüllü ve fethedici, gözleri yıldızlara, sonsuzluğa dikili bir insanlık. böyle bir insanlığın üyesi olmaktan gurur duyardım.

insanların çoğu, beşikten mezara kadar tüm ömürlerini "dünya nereye gidiyor" ve "bizi nasıl bir gelecek bekliyor" sorularına hiç vakit ayırmadan geçiriyorlar. öze ilişkin soruları sorabilmek için bazen günlük hayatın üzerine çıkmak gerek.

içinden çıkılmaz kaotik bir durum karşısında, hep bundan kurtulmak için yüzyıllar gerek, diye düşünülür. ama birdenbire bir adam ortaya çıkar ve ölüme mahkum olduğu düşünülen ağaç sanki sihirli bir değnek değmiş gibi yeniden yeşillenir, yaprakları biter, meyve verir, dibine gölgesi düşer yeniden.