7.12.13

dizeler

özdemir asaf



uzağa değil, usta
öteye, hep öteye gitti
yalnızlığı ondandır

gözlerimizin önünde
ilginç bir yaşam sürdürdü
anlattı, dinledi, güldürdü
ölümü düşünmüyorduk
düşündürdü

yoldan geçiyordu, durdu. bir bahçe vardı. donuk adımlarla, adım adım bahçenin duvarına yöneldi. donuk gözlerle çiçeklere baktı, baktı. çiçekler sıcaktı. donmuş bir sesle bahçıvana sustu. "bu çiçekler kesilecek mi? bu çiçekler gidecek mi?" bahçıvan dizlerine bahçeyi çöktü. yüzüne çiçekleri döndü. bir ışık yanmıyordu, yandı, söndü. elleri gözlerine baktı, gözleri ellerine aktı. gözleri ellerini gördü. elleri kördü. sönen ışık yandı. yanan ışık söndü. dün yağmur yağacaktı, gün döndü, yarın yağdı, bugün dindi. ağlayacaktı. kim anlayacaktı.

gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye
birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
anılarından kale yapıp sığınsa bile
yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye

her seven
sevilenin boy aynasıdır
sevmek
sevilenin o aynaya bakmasıdır

yüreğimdeki aklımda
hep aklımda, hep aklımda
akıl kesildi yüreğim
yürek kesildi aklım da

damla, kendini
tamamlayınca damlar

yalnızlık
müziğin bile seni dinlemesidir

burada can sıkıntısı, can sıkıntısı orada
yıllar var uçuyorum, dönüyorum havada
gittikçe geliyorum, geldikçe gidiyorum
bembeyaz olduğumu görüyorum arada

yalnızlık paylaşılmaz
paylaşılsa yalnızlık olmaz

okulda, anladıkça başaracaksın
yaşamda, başardıkça anlayacaksın
gelecek mutlu mutsuz, inanmasan da
gözlerin yaşardıkça anlayacaksın


dünyanın nüfusu ikiye bölünüyor
yarısı sen oluyorsun, yarısı ben
sonra ikimiz bir bütün oluyoruz
kimseye sezdirmeden

yaşamak bir an içinde

şair oldum baktım her şey yazılmış
ressam oldum gördüm her yer çizilmiş
seyyah oldum sordum dünya gezilmiş
hiçbir yerde yeni bulamadım ben

çok bilen çok yanılır, az bilen daha çok

yetersiz iyi niyet kötüsüne yol açar
söylenemiyor çok şey susmadan

öğrendiklerimin çoğunu dinlediklerimden
bildiklerimin çoğunu düşündüklerimden
unuttuklarımın çoğunu yaşadıklarımdan
yazdıklarımın çoğunu unuttuklarımdan çıkardım

en uzun hep kendime konuştum
başkalarına hep kısa yazmak istedim
ne kendim dinledim ne başkaları

unutmayın ki yaşam öldüresiye güzel değildir

yalan ölümden daha çok yitirir yaşamı
saklamak düşürür ağır ağır
insanın düşeceği en alçak ortamı
sözden korkmak, korkup susmaktır

şairler şiirlerinde yaşamaz
ulu yalnızlıklarında düşünür

"yalnız seni sevdim, seni yaşadım"
nasıl bir sevgidir bu, bilmiyorlar ki!

"dün yine günümüz geçti beraber
ölürsem yazıktır sana kanmadan"

çok şey var, olmakla olmamak arasında

var oldum öyle anlar oldu ki
var olmamak içindim kimi zaman

insan bir sonuç değil bence
sürekli bir yaşamadır
kısaca: sonuç varsa o insandır

benim bahçem yoksuldu
iki dala bir yaprak düşerdi ağaçlarımdan
kuşlarım ödünç alırdı kanatlarını
işlerinden yorgun dönen arkadaşlarından

parçalar çıkarıyor kocaman romanlardan
deyimler, bulgular, şiirlerden dizeler..

doğa yenilenirken yinelenir
gene papatya, gene gül, gene kayısı
toplum yinelenirken yenilenir
yarısı dündedir, yarındadır öbür yarısı

sevmek noktalanmaz
o, noktadır

bilim gitmeli bilenden bilmeyene
varlıklı olmalı bilen
karanlığı delen ışıklar gibi
hep gülmeli öğreten

seninle ölmek varken
onunla yanlış yaşamak

ben her şeyi bileceğimi bilirdim de
seni unutmasını bileceğimi bilmezdim

ahmaklığa alınyazısı demek
alınyazısına bir ahmaklık çizgisi çizmektir

benim gücümdür bunları saran
bende bitmedikçe bende başlamayan
sakladığım sensin

yaklaşmak yarıyı geçtikten sonra başlar
eskisinin dışında yenisinin içinde

gelmesen önemli değil, gelsen önemli olurdu
gelmemen benim büyük yalnızlığımı doldurdu

yitirmek korkusunu göze almak
sevmeye eşit bir davranıştır
bir ev, küçülür, büyür öbür evlerle
oysa içinde ilk akla gelen yaşamaktır
yaşanılır diye düşünürken  düşüncelerle
ölünür, beraber sevgilerle

büyümek en güçlü düşmesidir insanın doğadan
kesin konuşmak için bir şeyi az bilmek yeter

denizlerden geçerim, dosttan geçmem
değil onun iyiliğinden, fenalığından geçmem
onun yolundan değil, kendi yolumdan geçerim
dost yok biliyorum ama, aramaktan geçmem

anı yazmak ya da anlatmak
bir savaş sürerken
eski bir savaşı anlatmak gibi bir şeydir

ölebilirim genç yaşımda
en güzel şiirlerimi söylemeden götürebilirim
şimdi kavak yelleri esiyorken başımda
sevgilim
seni bir akşamüstü düşündürebilirim

ölünceye kadar seni bekleyecekmiş
sersem
ben seni beklerken ölmem ki
beklersem

sen bana bakma
ben senin baktığın yönde olurum

senin içine girdiğim zaman
dışımda kalıyorsun
senin dışından sana bakınca
içime sığmıyorsun 

bütün renkler aynı hızla kirleniyordu
birinciliği beyaza verdiler 

vurdun, acısı daha geçmedi
biliyorum, geçecek
ama öyle ağır konuştun ki ardından
o, gittikçe gerçek

beni öyle bir yalana inandır ki
ömrümce sürsün doğruluğu

konuşmak susmanın kokusudur
ya sus-git, ya konuş-gel, ortalarda kalma
yalan korkaklığın tortusudur
dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma

bana yalanlar söylese yetinecektim
ama yalan söyledi

her insanın bir öyküsü vardır
ama her insanın bir şiiri yoktur

gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye
birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
anılarından kale yapıp sığınsa bile
yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye

kendimi sileceksem, bilirim sende varım
senin ben yarısıyla seni ben tamamlarım
seni sende bütünler, sana sende inanır
seni sende silerim, seni bende yazarım

tutkuların evinde savaş kırıkları var
kül olmuş bir bütünün yonga yanıkları var
eski özlemlilerin yeni bahçelerinde
anı kuyularının suskun çığlıkları var

küçük çocuklar yapıp geceleri kendimden
seni öpsünler diye gönderiyorum sana
bana, kucaklarında seni getiriyorlar
ben de sonra o seni getiriyorum sana

sevgi ise, sevişeceğiz seninle
kavga ise, dövüşeceğiz seninle
ölümü de paylaştığımız yaşamda
ortaklaşa bölüşeceğiz seninle

giderken bura için, gelince ora için
gününde ve gecende kendince ora için
sakladığın kendini böldün iki yarım'a
iki kez yaralandın bir yarım yara için

benden, onlara benzer olmayı beklemeyin
ve onları yineler olmayı beklemeyin
herkes yeniliğine varır, kendi kalırsa
kimseden bana benzer olmayı beklemeyin

uyurken, uyanırken kendine sor ne diye
anarken, unuturken, neyin yerine diye
kimi gittikçe kalır, ululuk taslamaktan
kimi kaldıkça gider, yürür kendine diye

seni bulmaktan önce aramak isterim
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de
sana hep yeniden başlamak isterim

seni, senden de yakın, yalnız ben tanıyorum
sana, seni en sıcak bir ben anlatıyorum
kimse varamaz senin ben kadar yakınına
çok zamanlar kendimi sanki sen sanıyorum
sana seni anlatsam, anlatırım kendimi
sende seni ararken kendimi arıyorum

susmalar düşünmenin yoğunluğunda erir
söylemler dinlemlerin büyüklüğünde erir
suskulara gizlenir korkularla yalanlar
bilmemeler bilmenin yorgunluğunda erir
böyle değiştirilir eskimiş uydurular
yaşlar yetişmişliğin olgunluğunda erir

bilgisizin yanında bilgiden söz etmeyin
bilgin'in yanında da bilgiden söz etmeyin
cücenin de devin de eremediği vardır
ne altından ve ne de üstünden söz etmeyin

inanmadığın oran'da
sen varsın diye
olacağım, orada

ve kayığına bindi, yanına bir anlam aldı, açıldı

uzağa değil, usta
öteye, hep öteye gitti
yalnızlığı ondandır

gözlerimizin önünde
ilginç bir yaşam sürdürdü
anlattı, dinledi, güldürdü
ölümü düşünmüyorduk
düşündürdü

gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye
birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
anılarından kale yapıp sığınsa bile
yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye

her seven
sevilenin boy aynasıdır
sevmek
sevilenin o aynaya bakmasıdır

yüreğimdeki aklımda
hep aklımda, hep aklımda
akıl kesildi yüreğim
yürek kesildi aklım da

damla, kendini
tamamlayınca damlar

biri gelir sorarsa
sana beni sorarsa
gitti der misin
gittiğimi söyler misin
gidiyorum ben sana
benimle gider misin

yalnızlık
müziğin bile seni dinlemesidir

bir kez geçer, bir insan bir karşı'ya
ondan sonra artık her şey karşı'dır

burada can sıkıntısı, can sıkıntısı orada
yıllar var uçuyorum, dönüyorum havada
gittikçe geliyorum, geldikçe gidiyorum
bembeyaz olduğumu görüyorum arada

yalnızlık paylaşılmaz
paylaşılsa yalnızlık olmaz

okulda, anladıkça başaracaksın
yaşamda, başardıkça anlayacaksın
gelecek mutlu mutsuz, inanmasan da
gözlerin yaşardıkça anlayacaksın

yalan söyleseydim bana incinecekti.
yalan söylemedim. gitti.

bir insan bir insanı bir şey görür, bu hayattır.
bir insan bir insanı birçok şey görür, bu sevgidir.
bir insan bir insanı her şey görür, bu aşktır.
bir insan bir insanı hiçbir şey görür, bu doğu'dur.
bir insan bir insanı görmez, bu ölümdür.


şu gülümseyişinle gelir misin çağırırsam?


her insanın bir öyküsü vardır
ama her insanın bir şiiri yoktur

gülüş bir yanaşımdır bir öbür bir kişiye
birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
anılarından kale yapıp sığınsa bile
yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye

biri gelir sorarsa
sana beni sorarsa
gitti der misin
gittiğimi söyler misin
gidiyorum ben sana
benimle gider misin

tutkuların evinde savaş kırıkları var
kül olmuş bir bütünün yonga yanıkları var
eski özlemlilerin yeni bahçelerinde
anı kuyularının suskun çığlıkları var

küçük çocuklar yapıp geceleri kendimden
seni öpsünler diye gönderiyorum sana
bana, kucaklarında seni getiriyorlar
ben de sonra o seni getiriyorum sana

sevgi ise, sevişeceğiz seninle
kavga ise, dövüşeceğiz seninle
ölümü de paylaştığımız yaşamda
ortaklaşa bölüşeceğiz seninle

giderken bura için, gelince ora için
gününde ve gecende kendince ora için
sakladığın kendini böldün iki yarım'a
iki kez yaralandın bir yarım yara için

bir kez geçer, bir insan bir karşı'ya
ondan sonra artık her şey karşı'dır

benden, onlara benzer olmayı beklemeyin
ve onları yineler olmayı beklemeyin
herkes yeniliğine varır, kendi kalırsa
kimseden bana benzer olmayı beklemeyin

inanmadığın oran'da
sen varsın diye
olacağım, orada

uyurken, uyanırken kendine sor ne diye
anarken, unuturken, neyin yerine diye
kimi gittikçe kalır, ululuk taslamaktan
kimi kaldıkça gider, yürür kendine diye

seni bulmaktan önce aramak isterim
seni sevmekten önce anlamak isterim
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de
sana hep yeniden başlamak isterim

seni, senden de yakın, yalnız ben tanıyorum
sana, seni en sıcak bir ben anlatıyorum
kimse varamaz senin ben kadar yakınına
çok zamanlar kendimi sanki sen sanıyorum
sana seni anlatsam, anlatırım kendimi
sende seni ararken kendimi arıyorum

kendimi sileceksem, bilirim sende varım
senin ben yarısıyla seni ben tamamlarım
seni sende bütünler, sana sende inanır
seni sende silerim, seni bende yazarım

susmalar düşünmenin yoğunluğunda erir
söylemler dinlemlerin büyüklüğünde erir
suskulara gizlenir korkularla yalanlar
bilmemeler bilmenin yorgunluğunda erir
böyle değiştirilir eskimiş uydurular
yaşlar yetişmişliğin olgunluğunda erir

bilgisizin yanında bilgiden söz etmeyin
bilgin'in yanında da bilgiden söz etmeyin
cücenin de devin de eremediği vardır
ne altından ve ne de üstünden söz etmeyin


ve kayığına bindi, yanına bir anlam aldı, açıldı