22.11.13

voss

patrick white

bütün doğrular alacalıdır. en yüce doğrudan başka hepsi.

dürüst ve değerli kişiler, bazılarımızın zaten iyice sağlam olmayan temellerini kökünden yıkabilirler.

hakikat, namuslu bir insanın içgüdüyle bildiği şeydir.

birtakım olağandışı ya da gülünç, kaygısız ya da günahlarından arınmış bireyleri saymazsak, bütün insanların erdemleri birer masaldan başka bir şey değildir.

ancak en diplere düşmüş olanlar utanmasızdırlar.

alçak gönüllülüğün ömrü kısadır; her defa yeniden sancılar içinde doğması gerekir.

insanın midesini en çok bozan şey, ne olduğu belirsiz haberlerdir.

zaman yetişirse bir kadınla erkek birbirlerinin yaralarını ondurabilirler. gel gör ki zamanın kendisi onmayan bir yaradır.

kusursuzluğu anlayabilmeniz için önce bulmanız gerekir.

kibri gerçekten kırıldığı zaman, tanrı olmadığını öğrendiği zaman insanoğlu tanrı olmaya gerçekten yaklaşmış demektir.

düzen, eninde sonunda egemenliğini kurar.

susuzluk, ateşli hastalık, beden yorgunluğu gibi şeylerin kişilik üstündeki yıpratıcılığı, insanların yıpratıcılığının yanında hiç kalır.

önemli olan hiçbir şey kolay değildir.

tanrıya inanmayanların basit, dürüst, özel nedenleri vardır.

insan acı çekmekten kaçınabileceğini sanmamalı.

güzellik, başkalarının gafil avlamak zorunda oldukları bir şeydir.

başkalarına güvenen hiç kimse güçlü değildir.

erkekler kaç kez üst üste sevdalanırlar ama, kendi kendileridir sevdikleri.

bütün insanlar, insanların en hor görüleni bile günün birinde sırası gelince önderlik edebilirler.

insanın geceleyin ağzından kaçırdıkları, gündüzün söylediklerinden başkadır.

insanlar yiyip yutamadıkları gerçeklere başkasının kuruntusu deyip çıkarlar.

yaratıcı eylem gibi sabahların da öncesi yoktur; her sabah yeryüzünün ilk sabahıdır.

amaçlar ve bunların nitelikleri hiçbir zaman açık seçik anlaşılmaz. insan davranışı üst üste atılımlardan oluşur; bunların yönlerinin kaçınılmaz olduğunu arada sezer gibi oluruz.

erkekler kadınlarının istediği biçime girerler.

insanların arasındaki bağların eninde sonunda kesilmesi kaçınılmazdır.

dans etmek istemeyenlere hiçbir zaman şaşmam. dans etmek, her şeyden önce insanları birbirinden uzaklaştırır. insanın bir yandan hop hop hoplarken beri yandan da düşüncelerini açık açık anlatabilmesi olacak şey değildir.

insanları birbirinden en çok uzaklaştıran şey, düşüncelerin açık açık anlatılmasıdır.

hasta oldun mu yatarsın yattığın yerde. cefası başındakilere düşer. gerçekten eli kolu bağlı, acınacak durumda olanlar başındakilerdir. 

bütün insanları sevmek, sevgilerin en güç olanıdır.

kuş beyinli birtakım kadınlar bir hekimin ceket kesimini beğenirlerse kendisini de beğenirler. kimi kadın damızlık boğa gördü mü bayılır. hele arkasına iyi oturmuş, siyah bir ceket giymişse. 

insanoğlu öylesine bayağı, entipüften, iğrenç, açgözlü, kıskanç, inatçı, bilgisiz bir şey ki..

gerçekler bir bir ayıklanmadıkça tarih de geçerli değildir. kimi kez de gerçeklere hiçbir zaman ulaşılamaz. hepsi yalandır. insanlar var oldukça yalanlar da var olacak. ben kendi kendimin gerçeğini bile bilmiyorum; arada düşlerimde gördüğüm şeyler dışında.

ruhların yakınlığını ve beraberliğini tatmış birisi için sonradan canlılarla açıkça anlaşabilme olanağı yoktur.

hiçbir yüksek rütbeli hükümet görevlisi aşk cehenneminin ateşinde tutuşmamıştır.

bilgi hiçbir zaman bir coğrafya sorunu değildir. tersine, bilgi, dünyadaki tüm haritaların dışına taşar. belki de gerçek bilgiye erişmenin tek yolu ruh beldesinde işkenceyle ölmektir.