10.11.13

kılıç üstadı

arturo perez-reverte

şeytan sanıldığından daha sık doğruyu söyler. ama dinleyicileri cahildir.*

ülkesini satan bir fanatik olmayı hayatımı "yaşasın zincirler" diye bağırarak geçirmeye tercih ederim.

bütün reziller birbirine benzemez; sosyal kabul derecesi, her birinin ayrıcalığı ve serveti ile doğrudan ilişkilidir. özellikle de, o küçük ahlaki ihlal sayesinde önemli maddi avantajlar elde ediliyorsa.

kahramanlar ölürler. ya da mahvolurlar. benimse, herkesten iyi bildiğiniz gibi, kaybedecek çok şeyim var. benim yaşımda, benim işimde, ihtiyat erdemden daha fazla işe yarar; bir içgüdüdür.

rousseau insanoğlunun doğuştan iyi mi yoksa kötü mü olduğunun yanıtını vermiş. ve onun fikri, mutlak. bütün insanlar iyidir; sonra özgür olmaları gerekir. bütün insanlar özgürdür; sonra eşit olmaları gerekir. işin iyi kısmı şimdi geliyor: bütün insanlar eşittir, o halde egemendir. insanın bu doğal iyiliğinden de özgürlük, eşitlik ve ulusun egemenliği ortaya çıkıyor. ötesi, masanın üzerine bir yumruk, ıvır zıvır.

müziğin de sosyal bir içeriği vardır. duygusal düzeyde eşitlik yaratır, sınırları yok eder, halkları birleştirir.

yaşını saklamayı ya da olduğundan daha küçük görünmeye çalışmayı hep aptalca bulmuşumdur. yaşını inkar etmek bizzat hayatı inkar etmektir.

erkeklere karşı asla yeterince adaletsiz olunamaz.

heinrich heine: dünyanın en nazik adamıyım. insanın yanına gelip oturuveren, dertlerini anlatan, hatta şiirlerini okuyan onca tahammül edilemez alçağın bulunduğu bu dünyada asla kaba olmadığım için kendimle övünüyorum.

hepimiz bazen bir şeylerden kaçarız.

"ahlaki karakter sonbahar manzaralarına benzer: bizim yıllarımız gbi düşen o yapraklar, saatlerimiz gibi sararıp solan o çiçekler, düşlerimiz gibi kaçışan o bulutlar, zekamız gibi giderek azalan o ışık, yaşamımız gibi donan o nehirler, kaderimizle gizli ağlar örerler."

zamanla kıymetini yitirmeyen bazı değerleri korumak gerek. ötesi anlık modalar, geçici ve değişken şeyler. tek kelimeyle, ıvır zıvır.

insan her şeye alışıyor, özellikle de başka çare yoksa. ödemek gerekiyorsa, ödenir; tutum meselesi. yaşamın bir noktasında bir tavır alınır, yanlış ya da değil; ama alınır. öyle olmaya karar verilir. gemiler yakılır ve artık her şeye rağmen denize ve gelgite dayanmaktan başka çare kalmaz.

iyi bir ölüm her şeyi aklar. herhangi bir yaşamı bile.

aşk: işte bizi mutlu edebilecek tek şey ve çelişkili bir şekilde bizi daha kötü fırtınalara sürükleyecek olan da. aşık olmak demek esir olmak demek.

sadece başkalarından bir şey bekleyen kişi esirdir.

"tüm duyuları o zamana kadar kendisinin reddettiği bir seviyeye yükseldi. sonsuz derecede değişken bir yaşamın deneyimlerini tattı; öldü ve dirildi, en ateşli tutkuyla sevdi ve yeniden ve sonsuza dek sevdiği kadından ayrıldığını gördü. sonunda, şafak vaktine doğru, ilk ışıklar karanlığı delerken, giderek büyüyen bir huzur ruhuna hakim olmaya başladı ve imgeler daha bir netleşti ve sabitleşti."

* the devil speaks truth much oftener than he's deemed / he has an ignorant audience.