5.11.13

insanın ruhu

ayn rand

insanın ruhunu boşalttın mı yerini sen doldurabilirsin. dön de tarihe bak bir kere. bütün büyük ahlak sistemlerine bak. hepsi de kişisel zevki feda etmeyi öğütlemiyor mu? o laf kalabalığının altında hep aynı amaç yok mu? feda et, kapılma, kendini inkar et. yalan mı? hep tekrarladıkları nakaratı bilmiyor musun? "vazgeç, vazgeç, razı ol, razı ol." günümüzün manevi atmosferine bir bak. keyifli olan ne varsa sigaradan tut da sekse, ihtirasa, kar etmeye kadar, hepsi günah sayılıyor. bir şeyin seni mutlu ettiğini kanıtladığın anda o şeyi lanetlemiş sayılıyorsun. bu aşamalara vardık artık. mutluluğu suçluluğa bağladık. ve tabii insanoğlunu da gırtlağından yakaladık. ilk doğan çocuğunu kurban et. çivilerle dolu bir tahtanın üstüne yat. çöle yürü, bedenine eziyet et. dans etme. pazar günleri sinemaya gitme. zengin olmaya çalışma. sigara içme. içki içme. hep aynı terane. aynı öğüt.

budalalar bu tür tabuları yalnızca bir saçmalık sanıyor. geçmişten kalma, demode şeyler, diyorlar. ama saçmalıkların hep bir amacı vardır. bir çılgınlığı incelemeye gerek yok, yalnızca kendine, neye yaradığını, neyi sağladığını sor, yeter. hangi ahlak sistemi fedakarlık öğütlüyorsa sonunda bir süper güç haline gelmiş, milyonları yönetmiştir. tabii üstünü biraz süslemek gerek. insanlara, kendilerini mutlu eden her şeyi feda ettikleri zaman, daha yüce bir mutluluğa ulaşacaklarını söylemek zorundasın. bu konuda fazla açık seçik olman da gerekmez. koca koca, anlamı belirsiz kelimeler kullan. "evrensel uyum", "ebedi ruh", "ilahi amaç", "nirvana", "cennet", "ırksal üstünlük", "proletarya diktatörlüğü".

mesele içerden çöküş. yöntemlerin en eskisi bu. bu fars yüzyıllardır oynanıyor, insanlar da hala yutuyor. oysa sınaması öyle kolay ki! kendine peygamber diyenlerin ne söylediğine kulak kabart. eğer fedakarlıktan söz ediyorsa hemen kaç oradan. vebadan kaçar gibi, olanca hızınla kaç. ortada bir fedakarlık oldu mu, mantıksal olarak, feda edilen o şeyleri toplayacak birilerinin de olacağı kesin zaten. hizmet varsa hizmet edilen birileri var demektir. sana fedakarlıktan söz eden adam, aslında kölelerle efendilerden söz ediyor demektir. kendisi efendi olmak niyetindedir. ama eğer sana mutlu ol diyen, bu senin doğal hakkındır diyen, ilk görevin kendine karşıdır diyen birini bulursan, o adam senin ruhunun peşinde değil demektir. o adamın senden kazanacağı hiçbir şey yoktur. ama öyle biri ortaya çıktığı anda, hepiniz o boş kafalarınızla avaz avaz haykırmaya başlarsınız. bencil bir canavar bu adam, dersiniz. böyle olunca da soygun daha yüzyıllarca devam edecek demektir, korkulacak bir şey yok demektir.

insanların kendilerini senden korumak için bir silahı var: mantık. bu yüzden, onu onların elinden mutlaka alman şart. mantık kötüdür deme sakın. bazıları onu da yapacak kadar ileri gitmiş, beklenmedik başarılara da ulaşmışlardır gerçi. ama sen mantık sınırlıdır de, yeter. onun daha üstünde başka şeyler var, de. nedir? o konuda pek açık seçik olmasan da olur. alan nasılsa geniş. bir yığın şey bulabilirsin. içgüdü dersin, duygu dersin, vahiy dersin, ilahi sezgi dersin, diyalektik materyalizm dersin. eğer bir yerde yakayı ele verirsen, birisi sana, doktrinin mantıksız derse, ona da hazırsın demektir böylelikle. mantığın ötesinde başka şeyler var, dersin ona. düşünmeye çalışma, hisset, dersin. inanman gerek dersin. mantığı bir kere kenara ittirdin mi, artık meydan senindir. ne zaman, neye ihtiyacın olsa elinde sayılır. o adamı elde etmişsin demektir. düşünen adamı yönetebilir misin? biz düşünen adamlar istemiyoruz.