4.10.13

goethe ile konuşmalar

johann peter eckermann

kadınlar doğurur doğurmaz bir daha kocaları ile yatmayacaklarını söylerler; ama daha ne olduğunu anlamadan hamile kalırlar.

insanlar, suda yüzerken birbirine çarpan çömlekler gibidir.

değişim için cesaret ve kararlılık gerekir. bu, aynı denize girerken sudan korkmaya benzer; yapılacak şey hızla suya dalmaktır, hemen suyun bir parçası oluveririz.

kendini sınırlamak ve izole etmeyi bilmek en büyük sanattır.

zaman zaman büyük italyan gravürlerine bakmak gibi, her yıl moliere'den birkaç oyun okurum. biz küçük insanlar böyle çok kapsamlı şeyleri aklımızda tutamıyoruz; bu yüzden ara sıra içimizdeki izlenimleri tazelemek için bu yapıtları yeniden okumamız gerekiyor.

şeytan, gerçeği sanıldığından daha sık dile getirir
ne var ki dinleyicileri cahildir (lord byron)

büyük bir zekayı gizleyemezsiniz; çünkü köken ve zeka kişiye öyle damgasını vurur ki, ikisine de bir kez sahip oldunuz mu, ne kadar belli etmemeye çalışırsanız çalışın boşuna. bunlar, yüceliğini hissedemezseniz, yanına yaklaşamadığınız güzelliğe benzeyen güçlerdir.

korku, her düşmanın vücudumuza yerleşmesini kolaylaştıran zayıflıkların ve hassasiyetlerin taşıyıcısıdır.

sonunda kendi yarattığımız yaratıkların kölesiyiz.

ben dünyayı içimde hissetmeseydim, bakan gözlerimle kör kalır, tüm araştırmalarım ve deneyimlerim tümüyle cansız, boşuna çabalar olmaktan öteye gidemezdi. ışık burada, tüm renkler etrafımızı sarmış; ama kendi gözlerimizdeki ışık ve renk olmasaydı, dışımızdaki bu gibi şeyleri algılayamazdık.

sevgi her zaman için pervasız bir yapıya sahiptir.

herkes beklentilerinin karşılanacağı yere gider. bugün incir topladığı ağaçtan yarın da yine aynı meyveyi toplamak ister; eğer bir gecede ağaçta yabani erik büyümüşse, aynı kişinin canı çok sıkılacaktır. eğer insan yabani erik dostuysa, zaten çalılıklara gidecektir.

ben nesnel uğraşılarım içinde zararlı çıkıp yapayalnız kalırken, tamamen öznel olana yakınlık duyan yaşadığım çağa uyum sağlayamadım.

eğer içten gelen eğilimlerimizi aşmaya çalışmayacaksak, aldığımız tüm eğitimin ne anlamı var?

insanların bizimle uyumlu olmalarını beklemek büyük bir ahmaklık.

dünyada çığır açmak için iki şey gerekli: birincisi, insanın çalışan bir kafası olacak; ikincisi de, insan büyük bir mirasa konacak.

sabahları insan çok akıllı ama aynı zamanda da çok endişeli olur; endişe aynı zamanda akıllılıktır çünkü, her ne kadar edilgen olsa da aptallık endişe bilmez.

insan gençlik hatalarını yaşlılığa taşımamalıdır; çünkü yaşlılığın zaten kendine özgü birçok zayıf tarafı vardır.

yaşam çok kısa, insanlar birbirlerini mutlu etmenin yollarını bulmalı.

ilginçtir; işitme ve anlama yetisi ile ilgili her şey konuşmaktan önce gelir; öyle ki kısa sürede her şeyi anlayan kişi, kesinlikle her şeyi ifade edemez.

lessing çok büyük bir zekaydı ve ancak kendisi kadar zeki biri ondan gerçekten bir şeyler öğrenebilirdi. sıradan insanlar için tehlikeli biriydi.

dünyaya gelmesiyle birlikte ona iki büyük miras kaldı: onun payına düşen yanılgı ve yetersizlikti; bunlardan kurtulmak için yaşamı boyunca çok yönlü çalışmalar yapması gerekti.

insan her konuda, ancak sevdiği insandan bir şeyler öğrenir.

aslında her şeyin dahiyane olması dünyanın işine gelmez; dünyadaki hiçbir şeyin dayanağı deha değildir. hatta insanı karmaşaya sürüklemesi, ona tutunacak dal bırakmaması bakımından çok zararlıdır.

insan dünyanın sorunlarını çözmek için doğmaz; ama sorunun neden kaynaklandığını araştırmak ve kendini kavranabilir bir sınırda tutmak için dünyaya gelir.

insanların ve meleklerin diliyle konuşsam; ama sevgim olmasa, ses çıkaran bakırdan ya da çınlayan zilden farkım kalmaz.

gerici ve modası geçmiş akımların hepsi özneldir; oysa ileriye dönük akımların hepsi nesneldir. bizim içinde bulunduğumuz çağ gericidir; çünkü özneldir.

dünyaya ancak olağanüstü şeylerle yararlı olunabilir.

genç bir insanın yazdıklarını, en iyi yine genç insanlar anlar.

insanın ihtiyaç duyduğu şey berraklık ve neşe; bu da onda mükemmel insanların iyi bir eğitimden geçtiği sanat ve edebiyat akımlarına yönelme gereksinimi doğurur; böylece insan kendini iyi hisseder ve sahip olduğu kültürün hazzın başkalarına aktarmaya hazır hale gelir.

kadınlar, altın elmalar koyduğumuz gümüş tabaklara benzer.

kültürü sürekli olarak belirgin bir şekilde saf ve etik olanda aramaktan kaçınmalıyız. önemli olan her şey, biz farkına vardığımızda eğitici olur.

insanın ulaşabileceği en uç şey şaşkınlık; eğer onu ilk olgu şaşırtıyorsa, rahat olabilir; karşısına daha üst düzeyde bir şey çıkmayacak demektir.

bir insan ne kadar yüce ise, o ölçüde olağanüstü güçlerin etkisinde kalır.

insan yaşlanınca, dünya ile ilgili şeyler hakkında gençliğinde olduğundan daha farklı düşünüyor.

yanılgının yeri kütüphaneler, hakikatin yeri ise insan zekasıdır; kitaplar kitaplarla çoğalır; oysa basit olanı kavramayı bilen, karışık şeyleri çözüp belirsiz şeyleri açıklığa kavuşturan insan zekası, hep var olan yasalarla iç içe olmaktan hoşlanır.

nefret kimseye zarar vermez; ama aşağılanma insanı yıkar.

mosheim: şöhret, zahmet ve acının; karanlıksa mutluluğun kaynağıdır.

insan basit bir varlıktır. ne kadar zengin, ne kadar çok yönlü, ne kadar anlaşılması zor olursa olsun, yine de içinde bulunduğu durumların alanı hemen anlaşılır.

aynı olduğumuz konular bizi pasifleştirir; oysa bizi üretken kılan karşıtlıklardır.

ben sadece kız kardeşin kız kardeşe duyduğu sevginin cinsellikten uzak olduğunu düşünürdüm. kız kardeşle erkek kardeş arasında, ister bilinsin ister bilinmesin, cinsel eğilimlerin olduğu sayısız durumun yaşanmış olduğunu bilmezlikten gelmemiz gerekiyor.

bir canlı, ancak doğal gelişiminin zirvesine ulaştığında güzeldir.

gerçek, elmasa benzer; ışınları tek bir yöne değil, birçok yöne yansıtır.

eğer insan sarhoşsa doğruyu bilir.

iyi insancıklar, okumayı öğrenmenin, bir insanın ne kadar vaktini aldığını, ne çabalara mal olduğunu bilmezler. ben bu işe 80 yılımı verdim; hala da amacıma ulaştığımı söyleyemem.

aşk bile, her zaman aynı yaşanmaz; hep kendine özgü ve sevdiğimiz insanın karakteri ve kişiliğine göre değişen bir şeydir.

günlük yaşam en etkili kitaptan daha öğreticidir.

"hiç kimse iki efendiye birden hizmet edemez."

hiçbir devrimde aşırılıklardan kaçınılamaz. politik devrimde başlangıçta genellikle aşırılıkların kesintiye uğramasıdır söz konusu olan; ama çok geçmeden insan kendini kan gölüne ve vahşete gömülmüş bulur.

"insan dünyada faydalı bir şey yapmışsa, yaşam aynı şeyi ikinci kez yapmasını engeller."

j.p. eckermann: yoksulluğum benim felaketimdir.

başkalarının konuşmasına aldırmadan, doğru bulduğum şeyi yaptım. yaptığım işi her yönüyle kavradım ve hedefimin ne olduğunu hep bildim. birey olarak bir hata yapmışsam, onu düzeltebildim.

goethe, 22 mart 1832 tarihinde saat 11.30'da yaşama veda etmiştir. o zamandan beri çalışma odasının önündeki holde duran ayaklı aat 11.30'u göstermektedir. saat rastlantı sonucu mu durmuştur; yoksa goethe'nin sadık bir yakını mı saati durdurmuştur bilinmiyor. ölmeden önce yardımcısı friedrich'e söylemiş olduğu son söz, "pencerenin ikinci kepengini de aç, içeriye daha fazla ışık girsin." olmuştur. bu daha fazla ışık sözü, goethe'nin aydınlanmacı dünya görüşü ile ilintili kılınarak, zaman içinde her tür karanlığa karşı durmak anlamında yorumlanmış, goethe'yi tanımlayan bir ifade olmuştur.

* alıntılanan sözler goethe'ye aittir.