23.9.13

kaçış

nazım hikmet


türkiye'deki okuyucularıma ve beni sevenlere, yurttaşlarıma, gerçek türk yurtseverlerine bir hakikati açıklamak istiyorum: ben eğer türkiye'den çıkmasaydım öldürülmüş olacaktım, gayet basit.

biliyorsunuz, birbiri ardınca 13 sene hapiste yattım. bu on üç senelik hapis doğrudan doğruya işlediğim bir suçun karşılığı değildi. uydurulmuş bir suçun, omzuma yüklenen bir suçun cezasıydı. bu yetmiyormuş gibi, hapisten çıktıktan sonra elli yaşıma basmama ancak bir yıl varken ve yüreğim dehşetli hastayken beni askere almak istediler; yani 49 yaşında ve 13 yıl hapiste yatmış bir insanı askere almak istediler.

ben askerden kaçan adam değilim. ama o yüreğimle askere gitmek, basit bir nefer olarak talim meydanına çıkmak, elbette ki basit bir neferliğin büyük şerefi var; fakat bu şerefi hayatımla ödemem demekti. sonra yine haber aldığıma göre, beni sadece askere alacak değillerdi. askere almak bahanesiyle harcayacaklardı; sonra, "nazım hikmet askerden kaçtı ve kaçarken öldürdük." diyeceklerdi.

şimdi burada açıklayamam vesikalarını; fakat menderes hükümetinin bana böyle bir tuzak kurduğuna dair elimde gayet kuvvetli vesikalar da var, gün gelince bu da ortaya çıkar. onun için, elbette ki memlekette kalsaydım, aranızda bulunsaydım çok daha faydalı olurdum; ama cesedim memlekette kalsaydı, size şimdi yaptığım hizmeti dahi yapamazdım.