27.9.13

insan

kostas mourselas

bilmiş ol, insan her şeyi hesaplar. tahmin edemeyeceğin kadar çıkarcıdır. sadece parayı kastetmiyorum. tamam her şeyin içinde o da var. sanki içine, tabii kendi ölçülerine göre ya da kişiliğinin ölçülerine göre milyonlarca bölüme ayırdığın görünmez bir mezura koymuşsundur; o günden sonra da, mezuran olmadan tek adım atmazsın. ölçüp, hesaplayıp eyleme geçersin. insanları ve eşyaları paramparça eder, onları çok kolay yönlendirir, hatta onlar cellatlarının kim olduğunu anlamadan onları götürüp idam edersin.

beyefendi sorumluluk taşımayan egemenlerdendir. kurbanın hiçbir zaman ona neden şu ya da bu şekilde davrandığını öğrenemeyecek. örneğin bilmem hangi bayan niye ona söz vermene rağmen telefon etmediğini, onu sevmemene rağmen neden onunla evlendiğini ya da onu sevmene rağmen neden onunla evlenmediğini asla öğrenemeyecek. onların tümü senin içinde, ne alçakça dolaplar döndüğünü nereden bilsin.

dışardan her şey dingin, insancıl, medeni gibi görünür ama bu arada bıçak kemiğe dayanmıştır. çok büyük bir kesinlikle -mikroskop kesinliğiyle- çözümler, tartar ve ona göre eyleme geçeriz. birkaç saniyelik bir süre içinde aynı kişi ya da aynı şey için, bazen lehine bazen de aleyhine olan sonsuz miktarda, binlerce çeşit, binlerce farklı karar alırsın. tabii bu kararlara başka bir şeyden değil yapılan yanlışlardan varırsın. yanlış, iğrenç, gülünç, insanlık dışı ya da tam tersi kararlar; ama bu giderek daha ender olur. tabii her seferinde de bu kararları kendi hesaplarına göre alırsın.

bazen düşüncelerimizi engellemeye çalışırız. düşüncelerimizin ne kadar tüyler ürpertici, ne kadar pis ve adi olduğunu görürüz.

"şu adam ölse de ev bize kalsa" der ama bu düşüncemizi tekrar gözden geçiririz. "evet ama ölürse emekli maaşını kaybederiz" deyip hemen başka bir karar alır, "ölmesin" deriz. sonra bu düşüncemizden korkarız ama artık çok geçtir; o düşünce ete kemiğe bürünmüştür, geri alınamaz. tabii, düşüncemizin açığa çıkmaması, kişisel arşivimizde, gizli bölmelerimizde, dokunulamazlar arasında kalması bizi kurtarır, biraz da olsa rahatlatır. 

sonsuza dek doğallığı, özgünlüğü yok ettik. samimiyet kalmadı. ince hesaplar her şeyi rezil etti. tamam başka türlü olmaz, biliyorum. meşhur kendini koruma içgüdüsü seni önlem almaya zorlar. ama tanrı aşkına, bizler o içgüdünün saflığını bozduk, çarpıttık, aldattık.