15.9.13

ensest

marquis de sade

tanrısal çocuk, binlerce kez öp beni! bırak dilini emeyim! şehvetli soluğunu, zevk ateşiyle kavrulurken soluyayım! ah! düzün beni! kardeşim, bitir işimi, yalvarırım!

evrenin geleneklerini karıştırın, inceleyin: akla uygun bir yasa olarak görülen ve aile bağlarını güçlendirmek için yapılmış, izin verilmiş ensesti her yerde göreceksiniz. eğer aşk, tek kelimeyle, benzerlikten doğuyorsa, erkek kardeşle kız kardeş arasında, baba ile kız arasında olduğundan daha mükemmel aşk, nerede olabilir? bazı ailelerin pek güçlü olmasından korkularak üretilmiş, yanlış anlaşılan bir politika geleneklerimizdeki ensesti yasaklar; ama çıkar ve tutku sonucu buyrulmuş olan şeyi doğa yasası olarak kabul ederek kendimizi yanlış yola sürüklemeyelim; kalplerimizi yoklayalım: bizim ukala ahlakçılarımıza ben her zaman kalplerini dinlemeyi tavsiye ederim; bu kutsal organa kulak verirsek ailelerin tensel birleşmesinden daha tatlı bir şey olmadığını kabul edeceğiz; bir erkek kardeşin kız kardeşine, bir babanın kızına olan duyguları üzerinde körlüğe son verelim. her ikisi de boş yere bu duygulara meşru bir şefkat maskesi büründürmeye çalışıyorlar: en şiddetli aşk, ancak onları ateşleyen duygudur; doğanın onların yüreğine yerleştirdiği aşktır en şiddetlisi. o halde, bu pek hoş ensestleri kat be kat çoğaltalım ve arzularımızın nesnesi ne kadar yakından ait olduğumuz biriyse, bundan alacağımız zevkin o ölçüde büyük olacağına inanalım.

doğa sodom zevklerini, ensest zevklerini, mastürbasyonları vs. yasaklamış olsaydı, bundan bu kadar zevk almamıza izin verir miydi? doğanın kendisini gerçekten ihlal eden şeye hoşgörü göstermesi imkansızdır.

ensestin, temeli kardeşlik olan her yönetimin yasası olması gerektiğini ileri sürme cüretini gösteriyorum. doğanın bize daha çok sevmeyi buyurduğu kişileri daha çok sevmemizin yasaklanması gerektiğine ancak batıl inançların serseme çevirdiği halklar inanabilir, onlar benimseyebilir bu saçmalıkları.