22.7.13

yürek yangını

sandor marai

tüm büyük tutkular ümitsizdir; böyle olmasaydı tutku olmaz, aksine akıl yoluyla ulaşılmış bir uzlaşma, zararsız ilgilerle dolu bir değiş tokuş olurdu.

insanlar hiçbir şeye, menfaat gütmeyen bir arkadaşlığa duydukları kadar büyük bir özlem duymazlar.

insan, hayatındaki gerçeklerin daima farkındadır; rollerle, kostümlerle, yaşamdaki olaylarla saklanan bütün gerçekleri bilir.

ruhuna ve kaderine yalnızlığı yazmış bir adamın inanacak bir şeyi yoktur.

insanlar arasında oluyor gibi görünen tüm yakınlaşmalar, sonunda bencillik ve gurur bataklığında boğuluyor.

insan, dünya üzerinde yapacağı şeyler oldukça, yaşıyor.

bütün insani ilişkilerin temelinde somut bir şey vardır ve insan uzun uzun bunu düşünse, onun hakkında konuşsa bile o şey değişmez.

insanın tüm ödevlerinin en zoru, bir başkasının kendisinden karakter ve zeka bakımından üstün olduğunu kabullenmesidir.

dünya tarafından himaye altına alınmış, saygı gören bir insanda fahişelere yakışan bir şeyler vardır.

gerçeği arayan kişi, araştırmasına öncelikle kendisinden başlamak zorundadır.

erkekler arasındaki dostluğa soğukluk girmesinden daha üzücü ve ümitsiz bir duygusal süreç yoktur. çünkü erkek ve kadın arasındaki her şeyin tıpkı pazardaki alışveriş gibi bir şartı vardır.

insanın en fazla suçlu olduğu an, birisini öldürmek için tüfeğini omzuna koyduğu an değildir. suç çok daha önceden oluşmaya başlar, suç niyettedir.

insanın içini kemiren hiçbir tutku, gücü kendisine dokunan, sessiz ve nazik bir dostluğun verdiği mutluluğu çekemez.

arkadaşlık ideal bir düzen değildir. arkadaşlık kesin bir insan yasasıdır.

tehlikede daima bir sihir, bir cazibe vardır.

yaşamlarındaki gerçeklerle kelimeleri örtüşen çok az insan vardır. belki de bu, hayattaki en nadir şeydir.

insan yalnızken her şeyi öğreniyor ve hiçbir şeyden korkmuyor.

sadece ayrıntılar bize en önemli gerçekleri anlatabilir; kitaplar ve hayat bana bunu öğretti. insan bütün ayrıntıları bilmek zorunda; çünkü neyin önemli olduğunu, hangi kelimenin olayları aydınlatacağını asla bilemeyiz. 

iki insan, bir erkek ve bir kadın arasında "nasıl" ve "neden" daima zavallı bir biçimde aynıdır.

günün birinde insan sevdiği şeyleri kaybediyor. bunu kabullenmeyen ve acı çekmeyen insan iyi bir insan değildir.