8.7.13

kağıt yolunda

erik orsenna

en güzel hikayeler hep daire biçimindedir; kalbimizin en derin noktasına dokunmak için bizleri en uzağa götürür.

farklılıkların yok olması, dünya üzerindeki en büyük tehlikedir.

kağıt, hafızanın müttefiki, eski zamanların emanetçisidir. geçip gitmiş bir çağla tekrar buluşmak isterseniz, tek yapmanız gereken şey kağıda danışmaktır. ondan daha hoşgörülü şey yoktur. hoşgörülü de laf mı! hakiki lütuf vardır onda. kağıt nostaljiyi anlar. dördü beşi bir araya gelip keşke görseydim dediğiniz yüzyılın kapısını size aralamak için çabalar.

patrice mangin: bir fikrin gerçek kaderi sonunda bir kitap olması değil, faydalı ve kazançlı bir mala dönüşmesidir.

paul claudel: ey kağıt! nerede buldunuz onu? yumuşacık, inci gibi o maddeyi. ona bakınca su yosunlarını, kadın saçlarını, balıkların canlılığını, yıldızların ve hücrelerin gelişip serpilmesini, buharları, topyekün dönüşmekte olan bir dünyayı ve o eski çin'e dair nostaljik hayalleri, bende onlarca yılın ya da binlerce asrın hatıralarını uyandıran hayalleri görüyor insan.

tarihte kağıttan başka hiçbir şey yoktur ki, iki bin iki yüz yıllık ömründe bu denli değişmiş, çeşitlenmiş, zenginleşmiş olsun.

yavaşlık, sükunet ve tefekkür arzusu hepimizde var. bu arzuyu bir tek kağıt tatmin edebilir. belki de bunun nedeni kağıdın öncelikle sudan yapılıyor oluşudur, kimbilir?