6.6.13

tarih ve tin

joel kovel

aşkta arzuladığımız aslında başkasının bizim için duyacağı arzudur. evrensel anlamda arzu duyulan şey kalıcı bir sevilme duygusudur.

kendisine ideallerinin güzel; ama gerçekleşemez olduğu söylenen eski ispanyol anarşistin verdiği yanıt "tabii ki bunları gerçekleştirmek olanaksız; ancak bugün olanaklı olan her şeyin değersiz olduğunu görmüyor musunuz?"

wittgenstein: ölüm korkusu yanlış, yani kötü yaşamın en belirgin işaretidir.

kar uğruna insanların çoğunu umutsuzluk ve yoksulluğa iterek gezegenin intiharına yol açan bir dünya düzeni, tinsel merkezi olmayan bir öldürme/üretme makinesidir. theodor adorno, bir keresinde, yahudi soykırımından sonra artık şiir yazılamayacağını söylemişti. aynı şey tinsellik için de söylenebilir. tinden uzaklaştırılan bir dünyanın evrensel koşulu bir tür hissizleşmeyse, bunun nedeni bir ölçüde her yerde hazır bekleyen korkuyu bertaraf etme gereksinimidir. kar, düzen ve verimlilik adına mutat olarak işlenen katliamlarla karşılaşan ruh kendi içine sığınır, daha doğrusu kaybolur.

william blake: eğer algının kapıları temizlenirse insana her şey olduğu gibi görünecektir: sonsuz olarak.

ilkel insanın asla yapmadığı bir şey vardır: o, benliği birleşmiş bir bütünlük olarak düşünme ya da durağan bir şey olarak görme hatasına düşmemiştir. onun için benlik, her zaman, düşünürün bile tek bir birim halinde birleştiremediği çok sayıda parçadan oluşan dinamik bir kendiliktir.

karl marx: benlik toplumsal ilişkilerin bir toplamıdır.

genelde, öteki ile olan ilişki sınırlar içinde tutulamaz ve çeşitli türden ötekilikler bir araya gelir ve birbirlerini belirlerler. bu, freud'un insanların doğuştan biseksüel olduğu görüşünün ve aktarım teorisinin dayanağıdır; çünkü bu sonraki ilişkilere öncekilerin nüfuz edişini açıklayarak bastırılmış tin-varlığın geri dönüşünü yeniden üretir. freud'un, her cinsel ilişkinin en az dört kişiyi içerdiği yolundaki aforizması onun en doğru görüşlerinden biridir.

pascal: yüreğin, aklın hiç bilmediği kendi nedenleri vardır.

freud dinsel ve mistik fenomenlerin olgunluk öncesi deneyilerin kalıntıları olduğunu, bunların dünyadan kaçış amacı güttüğünü ve böylelikle rasyonel bir temelleri olmadığını ileri sürmüştür. aynı eleştiri orgazm, aşık olma ve politik tutku gibi kendinden geçme duygularına da uygulanabilir.

sigmund freud: ego, terk edilmiş nesne kateksisinin tortusudur. nesnenin gölgesi egonun üzerine düşer.

kapitalizm, egonun ruhu yendiği bir benlik düzeyinde işlev gören bir tür toplumsal düzendir.

descartes: farklı ellerce yapılmış birçok parçadan oluşan eserlerde tek bir ustanın elinden çıkmış eserlerde görülen mükemmelliğe rastlanmaz.

elbette herkesin bir ruhu vardır. ruhsuz koşullar terimiyle denmek istenen şudur: ruhu ortaya çıkaran varlık biçimleri dünyevi başarı ile ödüllendirilmez. toplumun ana kurumları insanları verimli tekno-bürokratik işçiler, neşeli tüketiciler ve yaşam oyununun tutkulu galipleri olmak üzere yetiştirir. bu düzen içinde bir ruha sahip olmak tamamen gereksiz bir kategoridir ve kişiye ilerlemede yardımcı olamaz; hatta başarısızlığa neden olur.

walter benjamin: peri masalları, mitin insana yüklediği kabustan kurtulma yolunda insanların ilk çabalarını anlatır.

hiçbir şey, insanca yaşama hakkından daha değerli değildir.

bir kişi politik olarak tam bir faşist olup kuşlara ve çiçeklere derin bir sevgi duyabilir. hitler'in köpeklerine düşkünlüğünü anımsayın. dağlarda yaşayan heidegger vahşi hayata hayrandı ve doğaya ilgi duyardı; ancak bildiğim kadarıyla bu onun poltik görüşlerinde bir iyileşmeye neden olmadı. başka birisi kendini yoksul kişilere adarken çimenlerden nefret edebilir.

tarsuslu saul: tanrı bilgeleri şaşırtmak için dünyanın aptalca şeylerini seçmiştir ve tanrı güçlü olanları şaşırtmak için dünyanın zayıf şeylerini seçmiştir ve dünyanın aşağılık ve horgörülmüş şeyleri tanrı tarafından seçilmiştir ve olmayan şeyler, olan şeylere yokluğu getirmek için seçilmişlerdir.

ateşli bir anticinsellik, cinsel kategorisini gerekli kılar. yani eğer bir mezhep, üyelerinin dine bağlılığını ispatlamak için hadım etme töreni getiriyorsa, bunu cinselliğin bir tezahürü olarak almak zorundayız. kuşkusuz sağlıklı bir cinsellik olmasa da yine de cinseldir. çünkü cinselliği kökünden ortadan kaldırmaya yönelik böyle bir davranışın ardında, her ne kadar nefret edilse de, ancak erotik bir patlama olabilir.

şeyleri söze dökmek için varlığın bütünlüğünü bozarız.

sigmund freud: insanlar sevilmek isteyen ancak saldırıya uğradıklarında kendilerini koruyan nazik canlılar değillerdir; tam tersine, insanlar içgüdüsel donanımları içinde saldırganlığın güçlü bir yer bulduğu canlılardır. bir kural olarak, bu zalim saldırganlık bir tahrik bekler ya da başka ılımlı yollarla da ulaşılabilecek bir amaca hizmet eder.

meister eckhart: her şeyi almak isteyen biri her şeyen feragat etmelidir.

maddi özgürlük olmadan tinsel özgürlük olmaz.

tanrı'nın ölümü mutlak varlığın yadsınması değil, yalnızca insan özelliklerini ve eğilimlerini göklere de uzatan bir tanrı kavrayışının yadsınmasıdır. diğer bir deyişle, nietzsche ayrı ve özel bir varlık olarak tapılan teistik tanrı'yı öldürmüştür. bunun güzel bir kurtuluş olduğunu söyleyeceğim! çünkü böyle bir tanrı tarihin başının belası olan yarılma ve tinsel gururun başlıca özelliği olmuştur. narsisizme acı bir darbe olsa da herhangi bir birey ya da ulusun ilerlemesine adanmış bir mutlak varlık olmadan çok daha iyi yaşayabiliriz.

sigmund freud: kitleler tembel ve akılsızdırlar.

liderin belki de en büyük dramlarından biri tutkulu bir ruhu soğuk bir zeka ile birleştirip kılı bile kıpırdamadan acı dolu kararlar almasıdır.

tinselliğin başlangıcı çoğu kişi için doğa alanı ile duyumsal bir karşılaşmadır: yıldızlı bir gece, denizin kükremesi, karanlık bir yerdeki ateşböceklerine bakmak. meditasyon tinselliği içe döndürür; o bilincin öyle bir değiştirilmesine dayanır ki, beden-organizma, ruh ile evren arasında sonsuz küçüklükte bir perde olur. ikinci doğa ile birinci doğa, aynı doğa ile dolaysız bir karşılaşma umuduyla birbirine yaklaşır. onu evrenle birleştirerek, insan varlığının ayrılmışlığını eritip yok eden saf varlığın kıvılcımı: mistik an.

bilgi ileri kapitalizmin yaşam-plazması olarak düşünüldüğü için, büyük bir fetişleştirmeye maruz kalmıştır. bu hiçbir yerde, bilgisayarın bir süper-akıl olarak putlaştırılmasından daha belirgin değildir. ancak bilgisayarın sınırlarını onun farklılaşmamış varlığı belirler. bir bilgisayar saniyede kaç milyar hesap yaparsa yapsın, hiçbir zaman bir ruha sahip olmayacaktır.

kurban olmak erdemli olmaya yetmez. en iyi olasılıkla mazlumu efendi olmanın günahlarından uzak tutar; en kötü olasılıkla kişiyi sırf öç almak için öç almanın sonsuz ve nihilistik döngüsüne sokar. bazen ezilenlerin özgürleşme hareketi -ıra gibi- kurbanlaştırma ve intikam mantığı içinde umutsuz bir tuzağa düşer.