14.6.13

akıl tutulması

max horkheimer

insanlar gerçekte yaptıklarından, düşündüklerinden ve hissettiklerinden daha iyidirler.

hiçbir şey, insanın en yüksek amacı olarak ruhun kurtuluşunun yerini alan maddi refah bile, kendi içinde ve kendisi için değerli değildir; hiçbir amaç kendi içinde bir ötekinden daha iyi değildir.

kitlelerin başıboş eylemleri, daha önce köle olan despotların aşırılıkları kadar hastalıklı ve korkunç olabilmektedir. gerçekten saygı duydukları ve özendikleri tek şey iktidardır.

egemenlik ilkesi, her şeyin feda edildiği bir put haline gelmiştir.

insanın doğayı boyunduruk altına alma çabalarının tarihi, insanın insanı boyunduruk altına almasının da tarihidir. ego, benlik kavramının gelişimi, bu iki yanlı tarihi yansıtır.

zamanımızın egemen düşüncesi, öz-savunmadır, benliğin korunması; ama ortada korunacak bir benlik kalmamıştır.

durumu değiştirme konusundaki bütün iyimserliğine ve insanlar arası dayanışmadan doğan mutluluğa verdiği büyük değere karşın, bir maddecide karamsar bir damar da vardır. geçmiş adaletsizlikler hiçbir zaman geri alınamayacak; geçmiş kuşakların acıları giderilemeyecek.

bugünkü koşullarda özneyle nesne veya sözcükle şey bütünleştirilemediği ölçüde, olumsuzlama ilkesi gereğince, sahte mutlakların yıkıntıları arasından göreli doğruları kurtarmak zorundayız.

dünya, geçmişten yorgun düşmüş
ölebilse artık, dinlenebilse

pragmatizm, anımsamaya ve derin derin düşünmeye vakti olmayan bir toplumu yansıtır. pragmatizme göre, doğruluk kendi başına değerli değil; etkili olduğu, bizi doğruluğa yabancı, en azından doğruluğun dışında bir başka şeye götürdüğü sürece değerlidir.

"bazı insanlar başkalarının hayatı, refahı ve mutluluğu için acı çeker ve ölürler. bu yasanın sürekli işlediğini görebiliriz. dünya bunun en yüce örneğini golgotha'da görmüştü." (bir ingiliz rahip)

egonun yüceltilmesi ve varlığın başlı başına bir amaç olarak savunulması ilkesinin varacağı yer, bireyin kesin güvensizliği, toptan yadsınmasıdır.