10.5.13

sevilen

toni morrison

yaşama dönen her ölü şey acı verir.

bir erkek, kahrolası bir balta değildir. günün her kahrolası anında kesen, yontan, parçalayan, kahrolası bir balta. etkilenir. duygulanır. bazı şeyleri kesip atamaz; çünkü içeridedir.

hiçbir şey hiçbir zaman ölmez.

neyi ne kadar bildiğin önemlidir; ama en önemlisi, ne zaman duracağını bilmektir.

canlılara kötü davranan biri asla başarıya ulaşamaz.

bir ağaç kovuğunda bulduğun, üzeri kabartma çivili, içi mücevherle dolu bir kutuyu açmadan önce evirip çevirmeli, okşamalısın. kilidi paslanmış ya da kopmuş olabilir. yine de, üzerindeki çivilerin başlarına dokunmalı, ağırlığını tartmalısın. onu bunca zamandır gizlendiği mezardan özenle çıkartmadan, bir baltayla parçalamak olmaz. bu gerçek mucizenin karşısında, şaşkınlıktan donup kalmazsın; çünkü asıl sihir, onun orada, onca zamandır seni beklediği gerçeğinde yatar.

adil olanın illa da doğru olması gerekmez.

insanların, bütün insanların yaşamı kutsaldır.

bir erkek yalnızca bir erkektir. ama bir oğul? bak, işte o apayrı bir konu.

zihninle dost olan bir kadın bulmak harika bir şey.

bir bebek gibi sallanabilen bir yalnızlık var. kollar kavuşmuş, dizler karna çekilmiş, bir gelininkine benzemeyen bu devinimi sürdürmek, sürdürmek, sallayanı yatıştırır, denetler. bu, içedönük bir yalnızlık -insanı bir deri gibi, sımsıkı saran türden. bir de, dolaşıp duran bir yalnızlık var. hiçbir sallama onu yatıştıramaz. o canlıdır, dik başlıdır. kuru, yayılan bir şeydir; insana kendi ayak seslerini çok uzaklardan geliyormuş gibi hissettirir.

ona ne dendiğini herkes biliyor; ama yeryüzündeki hiç kimse onun adını bilmiyor. anımsanmayan, hesaba katılmayan biri kaybolmuş sayılamaz; çünkü kimse onu aramıyordur; arasalar bile, adını bilmedikleri bir kıza nasıl seslenecekler? onun istekleri var; ama o istenmiyor. sevilmeyi bekleyen kız, uzun otların ikiye ayrıldığı yerde; hıçkırıklar, utanç bedenini parçalıyor, onu çiğneyip yutacak olan kahkahanın işini kolaylaştırıyor.

anlatılacak bir öykü değildi bu.