29.5.13

neden?

botho strauss

bir kamera, bir insanın en intim kopmuşluğuna girer ve bize okuru gösterir. salt okuru ve onun mekanını, kapıları bahçeye açılmış yaz odasını, başka hiçbir şeyi değil. yarım daire kolluksuz deri koltuğunda oturmuş, eğilmiş, bacaklarını çapraz yaparak sıkıştırdığı, dizlerinin arasındaki kitabına yumulmuştur okur. ardından yalnızca onu rahatsız eden bir sinek; okur, satırlardan gözünü kaldırmaksızın onu kovmaya çalışıyor. bunu, daha önce neredeyse yüzü hiç yokmuş gibi okuyan adamın görünürleşen tavrına yönelik çok yakın bir çekim izler. adam arkasına yaslanır, dizlerini açar ve kitabı eline alır. bu ağır ağır, sonunda öylece duran ve son derece yavaş olarak yine gevşeyen büyük açılım! kuşku mimikleri, kenar notu, sıkılmaya başlama. açık kitap ters çevrilerek dize konur. açık teras kapısından, hiçbir şey görmeksizin dışarıya bakış. adam parmaklarını dudağına götürür. bir nefes alır. okumaya devam eder. birden koltuğunda yukarı doğrulur, döner, bir kez daha satırlara bakar: "ne?" kalkar, yazıyı açık olarak oturduğu yere koyar. bir esinti geliverir, sayfaları çevirir. adam çıkar, bahçesine birkaç adım atar, döner, sandalyesine bakar, ellerinin tersini kalçasına dayar, başını sallar: "eğer böyleyse, vay canına!" diye mırıldanır, "eğer bu böyleyse, tanrı seni korusun!"

kitabı kastetmiştir, parmağıyla tehdit eder. sonunda belli ki hileli hesaplı bir düşünceye çatmıştır, abartılı denecek kadar kesin kararlı adımlarla tekrar koltuğa gider. bu gidişi "daha esaslıca yine bir bakalım hele" anlamındadır ve yine oturur, kitabı burnunun önüne getirir, takıldığı noktaya dek sayfaları karıştırır. hiç üstüne alınmaz bir havayla okur. daha o erkekçe aldırmasız yüzünün önünden ancak 2 sayfa geçmiştir ki içinde bir şeyler çökmeye başlar. okuması gözle görülür biçimde daha duraksamalı, mırıltılı ve zayıf olur, boynu ile dizi arasına gömülür adam. ama az sonra sarsılarak keyiflenmeye başlar, acı acı gülmeler gelir, gülme krizi geçiriyor gibi olur, keser, benzi uçar, eli saçlarına gider, birden gövdesini geriye atar, satırlardan gözünü ayırır, ellerini ensesinde kavuşturur, gözü boşluğa dalıp gider, dudakları oynar. gözleri yaşla dolar. sinek, yanağında yeniden belirir. adam hıçkırarak ağlar. "neden?" diye kekeler. "neden bunu yazdın?"