14.4.13

uzlaşma

elia kazan

insanların içine düştükleri en zararlı ve aldatıcı yanılgılardan biri, bir defada yalnızca bir kişiyi fiziksel olarak sevebilecekleri kanısıdır.

herkes gerçek kişiliğini ve duygularını gizleyen bir tür maske takabildiği için şu dünyada yaşayabiliyor.

her zaman iyimser olmak, her zaman iyi niyetli olmak, her zaman herkesi sever görünmek ya da öteki insanlarla iyi geçinmek aslında insanca veya doğal bir şey değildir. düşmanca ve bencil, bayağı ve huysuz ve yalnız kendi sorunlarımızı düşünür olmak daha doğaldır.

herkes paranoya diye kıyameti koparır; ama insanların birbirlerine karşı düzenler kurdukları da bir gerçektir. insan denen hayvan çizgiden çıkanlara karşı çok az hoşgörü gösterir. bütün hapishaneler ve hastaneler kafadan çatlaklarla doludur; ama oradakilerden bazıları haklıdırlar.

gerçek ile hayal, sağlam kafa ile delilik arasındadır. aradaki mesafe çok azdır.

kızışkın anlarında aşk derler, ertesi sabah da çıkıp giderler, bir not bile bırakmadan. aşk, iç organlarını bir tavuğu temizler gibi çekip çıkarmadan önce sana söyledikleri bir laftır yalnızca.

bir kişinin bir başka kişiden ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlaması, elde etmesi olanaksızdır. kimsede apaçık kabul etmeye yürek bulunmayan şey budur.

kızların çoğu bir şey duyuyormuş gibi görünürler. "geliyor musun?" der adam; çünkü kitaplarda okurlar işte, bilirler ki kız boşalmadıkça kendilerinin boşalmaması gerekir. kız da tüm o beklenen sesleri çıkarır, hareketleri taklit eder ve buna da aşk derler.

bir avukatın müşterisine yapacağı en büyük hizmet, onu kendinden korumaktır.

bizimki bir ticaret uygarlığı. ana düşünce kardeşini sevmek değil, bir yolunu bulup onun canına okumak, bunu da işini bitirdiğinde ellerine, insan içinde yıkayıp temizlemen gerekecek kanları bulaştırmadan yapmak. bunun böyle olduğunu herkes bilir; ama sahte bir görünüş içinde yaşarız.

çocuklar pek o kadar hassas değiller. evlerinin çöküntüleri üstünde çocukların mutlu mutlu oynadıklarını görmüşümdür. öldüklerinden bir hafta sonra anne babalarını unuttuklarını görmüşümdür. çocuklar yas tutmak zorunda olmadıklarını düşünürler ve tutmazlar. yıkımlar karşısında daha bencildirler; bu nedenle yetişkinlerden daha dürüsttürler.

soğukkanlı ol; ama dostça davran. düşmanlarına değdiklerinden daha çok kibarlık göster; onlara darbeni, kendilerinden daha iyi, daha ince ve daha uygar olarak indir. hoşgörüsüzlüğü hoşgörüyle, aşağılamayı gururla, nefreti nezaketle karşıla. yalnızca sevdiğin şeyleri yap. dünyada gerçekten değer verdiğin şeyleri bul çıkar ve zamanını, dolayısıyla ömrünü bunlara ver. böylece her günün mümkün olduğunca büyük bir bölümünü kendi öz benliğinle uyum içinde geçirmiş olursun.