20.4.13

beni ayakta gömün

isabel fonseca

yerleşik bir yaşantısı olan insanlar gezginlerden, yabancı oldukları için değil, tanıdık oldukları için korkarlar. çünkü onlar, bize aslında kim olduğumuzu anımsatır.

"her insan biraz isa, biraz yahuda'dır. buna yalnızca kader karar verir."

roman dilinde "yazmak" ya da "okumak" anlamına gelen sözcük yoktur.

"kısrak yolda nasıl tepinirse genç eş de aynı şekilde penis ister." 

"kirli değiller; yalnızca kirli görünüyorlar." 

çingeneler tahmin edebileceğinizden daha zor durumlara dayanabilirler; ama yalnızlık kesinlikle bunlardan biri değildir.

"sormak, cevap almak için doğru yol değildir."

roman dilinde az sayıda sözcük vardır; bu kısıtlılık da roman dilini konuşanları becerikli olmaya zorlar.

"demokrasi ileriye gitmek için çabalamaktır; dengeyi bozan yıkıcı bir güç değildir."

çingenelerin hindistan kökenli olduğu, birkaç avrupalı dilbilimcinin, aralarında yaşayan bu insanların bir doğu dilini konuştuklarını fark etmelerinden bu yana, yani 18. yüzyıldan beri bilinmektedir.

ingilizcede "başı boş dolaşmak" anlamına gelen "roam" çingenelerin kendilerine verdikleri "roman" (ingilizcede rom) adıyla söyleniş bakımından aynıdır.

"insanlardan nefret etmeyiz; yalnızca yaptıklarından nefret ederiz."

yetkililer her zaman çingenelerin yerleştirilebileceği çok uzak yerleşim alanlarının hayalini kurmuşlardır.

"hapis cezası onları etkilemiyor; çünkü hapis, yalnızca onların yaşam koşullarının iyileşmesi demek."

"satın alınan tavuk iyi bir tavuk değildir. yakaladığın tavukla aynı lezzette olmaz."

çingeneler arasında aile duygusu, kişisel kurtuluştan çok daha baskındır.

çingene şarkısının özü her zaman nostalji olagelmiştir. niçin nostalji? nostos "eve dönüş"ün yunancasıdır; çingenelerinse bir evleri yoktur; belki de tüm insanlık içinde yalnız onların bir memleket düşü yoktur. ütopya, ou topos, "hiçbir yer" anlamına gelir. ütopya için nostalji: olmayan bir yere, bir eve dönüş.