20.3.13

sis

miguel de unamuno

iyi kalpli, duygusal ve iyi bir insan eğer delirmezse, tam bir budala demektir. deli olmayan ya aptaldır ya da namussuzdur.

hemen hemen hepimiz bilinçsizce sıkılıyoruz. sıkıntı yaşamın temeli; oyunları, eğlenceleri, romanları ve aşkı bulan sıkıntıdır. yaşamın sisi, tatlı bir sıkıntı, ekşimtırak likör damlatıyor. bütün bu günlük ve anlamsız olaylar, vakit geçirdiğimiz, yaşamı uzattığımız bütün bu tatlı söyleşiler dünya tatlısı sıkıntıdan başka nedir ki?

gerçekten ancak bir gülümsemeye değen düşünceler vardır.

ah! düşüncelerin şiirsel çağrışımı, coşku verici kargaşa. dünya bir kaleydoskop. mantığı dünyaya insanoğlu koyuyor. en üstün sanat, rastlantı sanatıdır.

nesnelerin en soylu görevi seyredilmektir.

biz insanlar ne büyük acılara, ne büyük mutluluklara dayanıyoruz; çünkü bu acılar ve mutluluklar küçük olaylardan oluşmuş büyük bir sis tabakasına bürünerek geliyorlar. yaşam bu işte: sis.

rastlantı dünyanın gizli ritmidir, rastlantı şiirin ruhudur.

kadınlar her zaman, görmeseler de, kendilerine bakıldığını ve bakmadan da görüldüklerini bilirler.

yalnız insanın uykusu bir kuruntudur, görüntüdür; iki insanın uykusu ise hakikattir, gerçektir.

cadde; arzu, kıskançlık, küçümseme, acıma, aşk, kin bakışlarının, iç içe geçtikleri bir doku oluşturur; çünkü ruhun kristalize olmuş eski sözcükler, düşünceler, istekler, hepsi, geçenlerin ruhlarını saran gizemli bir doku oluşturur.

ruhun kendisi, aşktan ve ete kemiğe bürünmüş acıdan başka nedir?

intihar edenlerin büyük çoğunluğu, başarısızlığa uğramış katillerdir; kendilerini öldürenler başkalarını öldürme yürekliliği olmayanlardır.

yaşam çok şey öğretiyor insana, ölüm daha çok; her ikisi bilimden çok, çok daha fazlasını öğretiyor. yaşamın tek öğretmeni yalnızca yaşamdır; bunun yanında pedagoji hiç kalır. yaşamak yalnızca yaşayarak öğreniliyor ve her insan yaşamın çıraklığına yeniden başlamak zorunda.

rol yapmak hepimizin hoşuna gider, hiç kimse kendisi değildir, herkes başkalarının yaratısıdır.

kadınlar, erkeklerden daha çok birbirlerine benzerler; çünkü hepsi tektir ve aynı kadındır. gerçekten de bilim karşılaştırmadır; ama kadınlar söz konusu oldu mu, karşılaştırmaya değmez. bir insan bir kadını, yalnızca bir kadını iyi tanıyorsa, hepsini tanıyor, kadın'ı tanıyor demektir.

günah olmayan bilgi, bilgi değildir; akılcı değildir.

düşünmek kuşkulanmaktır, kuşkulanmaktan başka bir şey değildir. insan kuşkulanmadan inanabilir, bilebilir, düşleyebilir; ne inanç, ne bilgi ne de imgelem için kuşku gerekir; hatta kuşku bunları yok eder; ama kuşkulanmadan düşünmek olanaksızdır. inancı, bilgiyi ve statik, dingin, ölü olan her şeyi dinamik, tedirgin ve dipdiri düşünceye dönüştüren kuşkudur.

her felaketin iyi bir yanı vardır; felaket ne denli büyük olursa olsun, iyilik ne denli küçük olursa olsun.

çocuk trajedide güler; yaşlı adam komedide ağlar.

"sanatın en iyi kurtarıcılığı, insana var olduğunu unutturmasıdır." derler. hayır, sanatın en iyi kurtarıcılığı, bir insanın var olduğundan kuşkulanmasını sağlamasıdır.

tümceler ne denli derin olurlarsa, o denli boş olurlar. dipsiz bir kuyunun derinliğinden daha derin derinlik yoktur.

gülmek, trajediye hazırlanmaktan başka bir şey değildir.

insanın kendi kendisini tanımasından daha da zor olan, bir roman yazarının ya da tiyatro yazarının, kurguladığı ya da kurguladığını sandığı kişilerini tanımasıdır.

var olup olmadığını en az bilen insanın bizzat kendisidir. yalnızca başkaları için vardır.