16.2.13

ilk yılların ekmeği

heinrich böll

eskiden, annem ve babamla alp dağlarına çıktığımız o kış duyduğum öfke hatırıma geliyordu. babam, karla örtülü tepelerin önünde annemin bir resmini çekmişti, annemin saçları koyu renkliydi, sırtında açık renkli bir manto vardı. babam resmi çektiği sırada ben yanında duruyordum: ortalık bembeyazdı; yalnız annemin saçları koyu renkliydi -ama babam evde bana resmin negatifini gösterdiği zaman, yüksek kömür yığınlarının önünde ak saçlı bir zenci kadın duruyor gibiydi. kızmıştım ve aslında çok da karışık olmayan kimyasal açıklama beni tatmin etmemişti. bana öyle geliyordu ki -şu dakikaya kadar da öyle geliyor, bu birkaç kimyasal formül, eriyikler ve kimyasal tuzlarla açıklanabilecek bir şey değildir; buna karşılık beni büyüleyen şey karanlık oda sözüydü daha sonraları, içimin rahat etmesi için, babam annemin bir de kara mantoyla bizim şehrin dışındaki kömür yığınları önünde bir resmini çekmişti. bu sefer de resmin negatifinde sonsuzcasına yüksek karlı dağlar önünde beyaz saçlı, beyaz mantolu bir zenci kadın görmüştüm. koyu renkli olan sadece annemin üzerindeki açık renklerdi: beyaz yüzü.. ama kara mantosuyla kara kömür yığınları, bütün bunlar öylesine aydınlık ve şenlikli görünüyordu ki, sanki annem gülümseyerek karların ortasında durmuş kalmıştı.

öfkem bu ikinci resimden sonra da daha azalmadı; o günden bu yana resimlerin kopyaları beni hiç ilgilendirmedi, resimlerden hiç kopya yapılmamalı gibi geliyordu bana; onlarda  gerçeğe en az uyan şey buydu: ben negatifleri görmek istiyordum, babamın kırmızı ışık altında, esaslı kaplar içinde kar kar, kömür kömür oluncaya dek negatifleri yüzdürdüğü karanlık oda beni büyülüyordu. ama bu ortaya çıkan kötü kar ve kötü kömürdü. kar negatifte iyi kömür, kömür de negatifte iyi kardır gibi geliyordu bana. babam, bütün bunların sadece tek bir doğru kopyası olduğunu, onun da bizim bilemediğimiz bir karanlık odada durduğunu söyleyerek içimi rahat ettirmeyi denemişti: bu karanlık oda allahın dimağıydı -bu açıklama bana o zaman çok basit gelmişti; çünkü allah, büyüklerin her şeyi örtbas etmek için kullandıkları büyük bir sözdü.