13.1.13

hasta

marcel proust

sinir hastalıkları olmasa büyük sanatçılar olmazdı; dahası, büyük alimler de olmazdı. sinirsel hastalığı olmayan bir hekim, bırakınız iyi, ortalama bir sinir hastalıkları uzmanı bile olamaz. sinir hastalıkları alanında fazla saçmalamayan bir hekim, yarı iyileşmiş bir hastadır; tıpkı eleştirmenlerin artık şiir yazmayan şairler, polislerin de artık hırsızlık yapmayan hırsızlar olmaları gibi.

hafızanın biriktirdiği hatıraları tekrar seyretmekten herkesin aldığı haz çoğunlukla bazılarında, örneğin hastalarda daha yoğundur; çünkü bir yandan fiziksel acının zorbalığı gidip doğada bu hatıralara benzer görüntüler aramaktan kendilerini men eder, bir yandan da her gün tazelenen iyileşme umudu pek yakında bunu yapabileceklerine dair kendilerine bir güven verir; dolayısıyla sadece birer hatıra, birer görüntü olarak algılamadıkları bu suretleri tekrar görme arzusu, iştahı canlı kılar.

kendi seçimimizle iki güçten birine teslim olabiliriz: biri, kendi içimizden, derin duygularımızdan kaynaklanır, öteki dışarıdan gelir. birinci güç, beraberinde doğal olarak bir mutluluk, yaratan insanların hayatından yayılan mutluluğu getirir. dışımızdaki insanları harekete geçiren dürtüyü bizim içimize sokmaya çalışan diğer kuvvet ise beraberinde haz getirmez; ancak biz, karşılık niteliğinde bir darbeyle son derece sahte olduğu için çabucak sıkıntıya, üzüntüye dönüşen bir esrime içinde bir haz ekleyebiliriz ona; işte onca sosyete mensubunun kaygılı yüzlerinin, intihara varabilen sinirsel hastalıklarının kaynağı budur.

bedensel hastalıklar, en azından sinir sistemiyle biraz olsun ilgili olanlar da, organlarımızın, eklemlerimizin kendine has eğilimleri veya korkuları sayılmaz mı? bedenimizin belirli bir iklimde kapıldığı dehşet, kimi erkeklerin, örneğin gözlüklü kadınlara veya ata binen kadınlara duyduğu eğilim kadar anlaşılmaz ve inatçı değil midir? ata binen kadın görüntüsünün her defasında uyandırdığı arzunun veya hayatı boyunca astım krizleri geçirmiş birinin ilk kez rahat nefes almasını sağlayan, görünürde diğer kentlerden farksız, belirli bir kentin yarattığı etkinin hangi kalıcı, bilinçdışı ve esrarengiz hayale bağlı olduğunu kim bilebilir?