20.1.13

almodovar teoremi

antoni casas ros

namus, cinsellikten elini ayağını çekmek ruhun hapishanesidir.

yazar, yakalanmayı hayal eden kaçaktır. buz tutmuş ormanlarda tek başına koşar.

bir varlığa sahip olma gerekliliği bir kere uçup gitmeyegörsün, nesneler duygusal değerlerini yitirirler.

belirsizlik, kesinsizlik bütün belirli gerçeklerden daha tahrik edicidir.

bir damla gözyaşı bile deniz seviyesini yükseltmeye yeter. ölçülemez ama bu bir gerçek.

bazı şeyleri ancak bir daha göremeyeceğimiz kişilerde affedebiliriz. affetmek bazen affettiğine yakın olmayı kaldırmaz.

yüzü olmayan bir adam belgisiz bir zamirdir.

bir şeyin özüne neden aşık olunmaz? her zaman şekle aşık olunur ama şekil başka bir şeyin görünüşünden başka bir şey değildir.

bir matematik önermesinin güzelliği, bir bakıma, ondan bir teorem yapmanın, yani onun doğru olduğunu ispat etmenin her zaman mümkün olmamasında yatar.

zihin hiçbir şeye benzemeyen bir çerçeveden, yenilikten, yegane bir andan korkar.

görünmeyeni denkleme koyabileceğimizi sanırız. büyük ressamlar her zaman hilkat garibelerini, canavarları sevmiştir. sadece neoklasik ressamlar ahengin, uyumun büyüsüne kapılmıştır. kaos, kat edilmeye değer tek alandır. kaosta bütün neoklasiklerin bilmediği bir tür tesadüfi zarafet vardır. kaos kendini en keskin düzen, mükemmellik, ahenk arayışında gösterir.

insan bedeninde geyiğin asaletini arayın. bulmak imkansız!

aşkın gözü kördür. aşkın bütün güzelliği burada. kör olmak, karşınızdakine artık parça parça değil, bütün halde bakmanızı sağlayan bir erdemdir; çünkü aşkı olanaksız kılan, ona parçalayarak bakmaktır.

neden on sekiz yaşında isyankar, otuzunda ılımlı, kırkında geri dönüştürülmüş oluyoruz?

her olayda elimizden kaçan ama dokunulabilir bir lütuf vardır; onu ancak daha sonra görebiliriz.

hayaller kurulabilir, gökyüzü arzulanabilir, hafızada binlerce enfes anı canlandırılabilir; ama bir bedenin bir ötekini arayışının yeri nasıl doldurulabilir?