4.12.2012

kolera günlerinde aşk

gabriel garcia marquez

sevmediği bir adamla çıkar evliliği yapmak, orospuluğun en aşağı biçimidir.

biz erkekler ön yargıların zavallı tutsaklarıyız.

bisturi, tıbbın başarısızlığının en büyük kanıtıdır. herkes kendi ölümünün sahibidir; o an gelip çattığında yapabileceğimiz tek şey, insanların korkusuz ve acısız bir şekilde ölmelerini sağlamaktır.

insanın sevdikleri tüm eşyalarıyla birlikte ölmeli.

kentlerde insanlar kurşunla değil, kararnamelerle öldürülür.

aşk her şeyden önce bir doğa vergisidir. insan ya bunu bilerek doğar ya da hiçbir zaman öğrenemez.

belden yukarısı ruhun aşkı, belden aşağısı da bedenin.

evliliğin sorunu şu: her gece seviştikten sonra sona erer; her sabah kahvaltıdan önce yeniden kurulması gerekir.

ahlak, erkekleri odundan yaratılmış sanır.

tuvaleti icat eden kişi, erkekler hakkında hiçbir şey bilmiyordu mutlaka.

toplumsal yaşamın sorunu, korkuyu yenmek; evlilik yaşamının sorunu ise can sıkıntısını yenmeyi öğrenmektir.

insanın iki karısı olmalı; biri sevişmek için, biri de düğmelerini dikmek için.

aşkın fazlası da aşksızlık kadar tehlikelidir.

yüz yaşıma geldim, her şeyin, evrendeki yıldızların bile yerlerinin değiştiğini gördüm; ama bu ülkede hiçbir şeyin değiştiğini görmedim daha. her üç ayda bir yeni anayasalar, yeni yasalar, yeni savaşlar oluyor; ama hala sömürge dönemindeki gibiyiz.

vaktinde gelmek, çağrılmaktan iyidir.

insan yüreği bir genelevden bile daha geniştir.

insanlık, seferdeki ordular gibi, en yavaş olanın hızıyla ilerler.

bu yaşamdan götüreceğim biricik düş kırıklığı şu: birçok cenazede şarkı söylediğim halde, kendi cenazemde söyleyemeyeceğim.