13.10.12

şair

ilhan berk

şair zamanlar tanığıdır.

her şiir bir yolculuktur. bunun için ilk coğrafyacılardır şairler.

nice küçük, bir kıyıya atılmış, adsız sansız şeylerin adamlarıdır şairler. kim onlardan başka nice horlanmış şeylerin elinden tutmuştur?

dil şairin kimliğidir. şairin kanıdır çünkü.

şairler -ki dünyayı evleri bilmişlerdir- ölçüsüzlüğe kurarlar otağlarını. oklarını ordan atarlar.

yeraltı dilleriyle yazar şairler.

bir çeşit dervişlik, keşişliktir şairlik. yıllarca küçük bir yeraltı suyu gibi yaşayacaksın; bir gün yeryüzüne çıkma özlemini de hiç yitirmeyeceksin; sonra da bunu büyük bir alçak gönüllülükle kabul edeceksin. günün birinde bir gün ışığını gördüğünde de, bir kıyıya çekilip ordan bakmayı bileceksin.

bir çilehane adamıdır şair.
hayatı yoktur.

ilk dizededir bütün iş; şiirin yapısını, yani içeriğini, biçimini -ki ikisi de ayrılmaz, ikiz kardeşlerdir- boyunu bosunu o saptar, şiirin gizli tarihini o çizer.

şair sözcükleri sonradan görür. sis dağıldıktan sonra.

eski bir dağlıdır şair. dili bundan yabandır.

karadır şairin kitabı.

"benim tümcelerim şu yolla açımlayıcıdırlar ki, beni anlayan, sonunda bunların saçma olduklarını görür -onlarla, onlara tırmanarak- onların üstüne çıktığında. (sanki üstüne tırmandıktan sonra merdiveni devirip yıkması gerekir.)" (ludwig wittgenstein)

bazı şairler gece şairleridir.
geceleri okunur.

şairin toprağı, erozyonu bol olan topraktır.

sürgündür şair.

şairler -bu çamur melekleri- doğduklarında, yaşamları boyunca yanlarından eksik etmedikleri iki başucu kitabıyla yüz yüze gelirler: aşk ve ölüm.

şair cehennemde yaşar.

yalnız şairlerin öğretmeni yoktur.

şairin toprağı: insanlar, sıradan bitkiler, hayvanlar, dur durak bilmeyen gökyüzleri, çığrından çıkmış güneşler, sevgilinin yüzü, demirin, tiftiğin işlenişi, yüreğin derin ırmağı, bir yaprağın hayatı, denizler, süleyman'ın ezgileri, muhammed'in çocukluğu, kuş sürüleri, gettonun göbeği olan delancy, labirentler, kargaşa, emeğin ve cinselliğin tarihi ve yosunlar ve akşamüstleri ve ormanlar ve homeros ve terör ve gün batımları ve acının ve ölümün ve karasevdanın yatağıdır. nuh'un, gemisine aldıklarıdır.

dar boğazlar adamlarıdır şairler.
uçurumlardır yurtlukları, ordan bakarlar.

bazen bir yaprak gürültüyle düşer ya, öyle.
gök, usun geçici yokluğundan yararlanmayı bilir.