14.9.12

mandarinler

simone de beauvoir

değişik nedenlerden dolayı insanlığın, duygu ve düşüncelerini anlatmasına olanak bırakmayan sorunlarla karşı karşıya kalacağı bir çağ başlıyor.

her şey kötüye gidiyorken yapılacak tek şey anlamsız oyunlar oynamaktır.

eğri bir yüzeyde dik bir doğru alınamaz! dürüst olmayan bir toplumda, böyle bir yaşam sürdürmek olanaksızdır.

insanın birini sevebilmesi için onu kendi kafasında biraz büyütmesi gerekir.

insanlar kendilerini biraz fazla ciddiye alırlar. aslında ne davranışlarımızın ne de dünyanın öyle pek bir ağırlığı vardır. hafif, dayanıksız bir dünya bu işte!

insanları mutluluktan koparan, çoğu kez bir sürü saçma sapan şeydir.

cenneti düşleyip duran insanlar var ya.. ayakları bir ucundan basmayagörsün, bir anda tüm hevesleri kayboluverir.

biriyle yattığın zaman aradaki mesafe kalkıverir.

bir erkeği yeterince tanımanın en iyi yolu yatakta beraber olmaktır.

insan hiçbir şey yapmadığı sürece, kendini bir şey sanıyor. sonra işin içine girince, salt kendi yazdıklarıyla ilgileniyor. kendini başkalarıyla kıyaslamakla artık vakit kaybetmiyor.

gazetecilerle konuşmaktan sakınmak gerek. onlara göre yaşamın tek anlamı kariyer yağmaktır. çalışma, başarıya giden yolda bir araçtan başka bir şey değildir! başarıysa toz kaldırmak ve yeterince para kazanmak! onlara başka bir düşünce biçimi kabul ettirmek olanaksız.

insan kara cahil olunca, nedense kendini pek yürekli sanır.

insan sardalyelerin fiyatını düşünmeden de deniz kenarında gezinebilir.

insanlar artık dehşet içinde yaşamadıklarından olacak, her şeyi kendilerine yeniden dert edinmeye başladılar.

insan yaşamında önceden çizilmiş yollar yoktur.

zenginlik her zaman ortadadır; gözler önündedir yani.. yoksulluk ise daha özeldir, daha kendine dönüktür.

mutluluk ile mutsuzluk arasında sanıldığından çok daha az fark vardır.

yaşamayı sürdürmek sadece nefes almayı sürdürmek değildir. kimse kayıtsızlıkla yaşamayı beceremez; bazı şeyleri seversin, bazılarından da nefret edersin; öfkelenir ya da hayranlık duyarsın. bu, yaşamın değerlerini kabullendiğinin bir kanıtıdır.

anarşist olmak da bir tür konformizmdir.

aşk gibi duygular aldatıcıdır. dostluk ise yaşam gibi geçicidir. ama nefret, birini yakaladı mı bırakmaz  ve ölüm kadar kesindir.

aşka hem karşı koymaya çalışmak hem de onu sürdürmek oldukça tuhaf bir duygudur.

hiçbir risk almayan, hiçbir şey elde edemez.

bazı insanlar vardır, nasıl kitap yazılması gerektiğini anlatır durur; bazıları da yazar! ne garip ki aynı insanlar değildir bunlar.

ünlü birinin gölgesinde yaşamak kadar sakıncalı bir şey yoktur; insan tüm gücünü yitirir.

geçmişimin küllerini gülerek rüzgara savurmaktansa, ölesiye acı çekmek daha iyi.

insan gülüyormuş gibi yapar; ama son kaçınılmazdır; geçmiş asla olduğu gibi korunamaz.

dünyayı aydınlatan salt sevgidir sanır insan. ama sevgiyi besleyen, olanca güzelliğiyle dünyadır aslında.

volange: insanoğlu ilgi gösterilmeye layık değildir.

savaş ölüm gibidir ve ona hazırlıklı olmanın hiçbir anlamı yoktur. ama uçak başaşağı gitmeye başlayınca, dehşete kapılmış bir yolcu olmaktansa, durumu kurtarmaya çalışan bir pilot olmayı yeğlerim.

bazı şeyleri zamanında feda edersek, ileride bize acı vermelerini engellemiş oluruz.

her birimiz yalnızız! kuruyan tenlerin altında donup kalan damarlarıyla, giderek yıpranan ciğerleri, böbrekleri ve çekilen kanıyla; içinde taşıdığı, sinsi sinsi hazırlanarak onu başkalarından ayıran ölümüyle, her insan yalnızdır.