23.8.12

vahiy dini

thomas paine

bilimin değişmez yasalarından, aklın ışığından uzaklaşıp "vahiy dini" denen bir şeyin uydurulmasıyla, sayısız vahşi ve kafirce düşünce oluşmuştur. 

bir vahiy dininin tüm fikirlerini tehlikeli bir sapkınlık ve din dışı bir aldatmaca olarak reddetmek, yaradan'ın karakterine saygı duyan, uydurma ıstıraplar listesini kısaltmak ve insanlığın arasına ekilmiş zulüm tohumlarını ortadan kaldırmak isteyen herkesin görevidir.

vahiy, kişinin daha önceden bilmediği bir şeyin kendisine görünmesi yoluyla sağlanan bir iletimdir. bu nedenle vahiy, insanın yeryüzünde bizzat tanık olduğu ya da yaptığı herhangi bir şey için kullanılamaz. kitabı mukaddes'in neredeyse tamamını oluşturan tüm menkıbeler ve tarihi hikayeler de böyle anlatımlarla dolu olduğundan bunların vahiy kelimesinin anlamıyla karşılanması söz konusu değildir; dolayısıyla da bunlar tanrı kelamı olamaz. kavranamaz bütünlüğü yöneten ve insanın görüş alanının sadece bir kısmını keşfedebileceği varlığın devasa büyüklüğünü düşündüğümüzde, bu tür değersiz hikayeleri tanrı kelamı olarak nitelemekten utanç duymalıyız.

bir mucizenin gerçekleşmesi için doğanın işleyişinin dışına çıkması mı, yoksa bunu gördüğünü ileri sürenin yalan söylemesi mi daha olasıdır? zamanımızda doğanın işleyişinin dışına çıktığına tanık olmadık; ama bu süre içinde milyonlarca yalan söylendiğine inanmak için iyi nedenlerimiz var; demek ki mucize gördüğünü ileri süren birinin yalan söylememesi milyonda bir ihtimaldir.

gizem, mucize ve peygamberlik gerçek dinin değil, efsanevi dinlerin uzantılarıdır. dünya üzerinde bu araçlar kullanılarak bak orada, bak burada aldatmacalarıyla din ticari bir meta haline getirilmiştir. bir sahtekarın başarısı bir diğerine cesaret vermiştir; sahte dindarlıklarını destekleyen iyilik yapma bahanesi de onları pişmanlıktan korumuştur.

dini kurumlar ve devlet, yahudi, hristiyan veya müslüman nerede olursa olsun, aralarındaki çok yakın ilişki nedeniyle, var olan dini akidelerin, dinin ilk ilkelerinin tartışılmasını çeşitli baskılar ve cezalar aracılığıyla yasaklamıştır; mevcut hükümet sistemleri değişmedikçe de bu konular açıkça ve adilane biçimde insanlığın önüne getirilemeyecektir; ancak bu yapılabilirse dini sistemde bir devrim gerçekleşebilir.