10.8.12

ruhumu öpmeyi unuttun

inci aral

günü yaşamaktan başka çaremiz yok. insan olmak trajik bir şey. dünyanın işleyişine kafa yordukça daha fazla karamsarlığa batıyoruz.

ölüm içimizdeki bir sınır çizgisidir ve o çizginin ötesindeki her şey soyutlamadır. kimi zaman ölüm ve zamanla ilgili algılarımız gerçeklik boyutunu aşar. bazen de yanılsama gerçeğin ta kendisidir.

uydurmak geniş bir hayal gücü, yalan söylemekse yaratıcılık ister. yeter ki taptaze, çekici yalanlar söylenebilsin.

jean baudrillard: yas tutmayı göze almanın tek yolu, onun biçimini değiştirmek ya da bozmak. ölümü sindirmenin akılcı hiçbir biçimi yok.

ölüm! eğer çok yakınınızdaki birine değmişse ne kadar zordur ölümden söz etmek. anlamsızdır çünkü. gerçek dışı ve zalimdir. tehlikeli, dayanılmazdır; adını bile anmamak, akla getirmemek, bütünüyle dışlamak gerekir onu.

acı, sevgi, umutsuzluk ve merak bizi olduğumuz yerden daha öteye sürükleyen duygulardır. anlamayı ister ve sonuna kadar gitmeyi deneriz çoğunlukla. eli boş, yaralı bereli kalsak da yolun bitiminde.

kimi zaman çok tatlıdır acı, insanı havalandırır. neyin var neyin yok ortaya sürersin. sonra bir an gelir, bu oyunda kartların sana karşı hileli karılmış olduğunu anlarsın.

her şey acı, abartılı; ölü diri herkes yolunu kaybetmiş.

eğer şuradaki su damlası kalbini açığa vurursa
burada yüzlerce deniz görünür (şebüsteri)

atlıkarıncaya binmemişti. çocukluk denen o çileli yalnızlıktan kalanlar, boz bir kasaba meydanı, belediye bandosu, soğuk bir odadaki şafak ışığı ve yağmurun kamçıladığı buğday tarlalarıydı. açlığı, dayakları, ahırdaki kösnül sıcaklığı ve taze yaz otlarının tat ve kokusunu unutmuştu çoktan. ağaçlardaki rüzgarı, topraktaki kaynaşmayı, açmaya hazırlanan tomurcukları da. mevsimler yaban, doğup yaşamak zor, hayat grimsi bir şeydi.

italo calvino: eğer erkek ve kadınlar o kısacık düşlerini yaşamaya kalkışsalar her hayal bir kovalamaca, bir aldatmaca, bir anlaşmazlık, karşıtlık ve baskı hikayesinin yaşanmaya başlayacağı bir insana dönüşürdü ve hayallerin atlıkarıncası duruverirdi.