20.8.12

bende yaşayanlar

rauf mutluay

liselerin birinci sınıflarında zorunlulukla okutulması gereken tek ders kitabında hemen bütün yerleşik site uygarlıkları birkaç sayfada geçiştirilip adlarını duymadığımız kabilelerin serüvenlerine formalar ayrılmıştır. hunlarla başlayıp çiçi devletini, hunların bölünmesini, tabgaç devletini, göktürk hakanlarını, uygurları, kırgızları, türgişleri, karlukları, sabarları, avarları, hazarları, peçenekleri, uzları, kuman-kıpçakları, oğurları (bulgarları).. anlatan kitap son sayfasında şu yorumla övünmektedir gene:

"bozkır kültürü, şimdiye kadar gördüğümüz gibi, insanın en tabii eğilimlerini (?) en iyi şekilde temsil eden (?) bir anlayış ve davranış bütünüdür (?). bu kültür çin'i yüzyıllarca baskı altında tutmuş, köhne roma'yı (?) çökertecek şartları hazırlamış, bizans'ı tarihe gömmüştür. eski dünyanın yarısını türk'ün hizmetine vermiştir. iran, ırak, mısır, balkanlar ve orta avrupa'nın türk kültürü ile temasa geçtikten sonra ne kadar değiştiğini ve bu bölgelerin ne ölçüde insani ve ferah (müreffeh demek istiyor olmalı) bir yaşama ortamına kavuştuğunu tarih göstermektedir."

bütün bu gurur yanlışlıkları neye yarar bilir misiniz? bir futbol maçı beraberliğini mucize saydıracak, nerdeyse almanya fethi değerinde yükseltecek küçüklük düğümlerine. ısrar ve inatla selimiye kubbesinin ayasofya'dan büyük olduğunu söylemekte ne erdem var; arada 2000 yıllık bir uygarlık gelişimi olduğu sürece?

gazeteyi elime alır almaz karşımda taçlı bir resim: "dünya güzellik yarışmasında jale bayhan finale kaldı", iri puntolarla. nerelerden övüngenlik çıkarıyoruz. yanlış bir umutla bekliyorum, üstteki küçük puntolu haberi görünceye kadar. meğer finale kalmanın hiçbir değeri yokmuş, yarışma sonuçlanıp bitmiş, jamaika güzeli birinci olmuş, bizimki yedinciymiş. bitmedi, daha var: yarışmanın takdimcisi sacha distel ne demiş: "şimdi güzel, sevimli türkiye güzelini göreceksiniz." demiş. bir rastlantı beraberliğine gazetenin iki tam sayfasını ayıran bencil dikkat, finale kalmayı yarışmayı kazanmaktan önemli gösteren kayırıcı kendine dönüklük, daha ilkokul sıralarında başlatılan bu gurur yanlışlıklarının iki küçük belirtisi değil mi?