13.8.12

baba

mario puzo

büyük mali kriz, corleone'nin durumunu güçlendirdi, ilerlemesini sağladı. işte corleone'nin "don" diye tanınıp çağrılması bu döneme rastlar. kentte doğru dürüst iş bulabilen pek azdı. namuslu kişiler boş yere dürüst bir iş arıyor, mağrur kişilerse iğrenç bir devlet memurundan iş istemek için kendilerini ve ailelerini küçültüyorlardı. oysa corleone'nin adamları sokakta yürürken başlarını dimdik tutuyorlardı. cepleri para doluydu. işlerini kaybetmek gibi bir korkuları yoktu. polisçe tutuklanan bir adam, dilini tuttuğu, omerta yasasına [mafyanın suskunluk yasası] uyduğu sürece çoluğuna çocuğuna çok iyi bakılacağından, hapisten çıktığı zaman da eski işine dönebileceğinden emindi.

iş hayatının tam bu döneminde don corleone'nin aklına, kurduğu saltanatı, yolunu sürekli olarak tıkayan dış dünyanın yöneticilerinden daha iyi yönetmek düşüncesi geldi. bu düşünce, durmadan kendisinden yardım istemeye gelen mahallenin yoksulları tarafından da desteklendi. don vito corleone hiçbirini geri çevirmedi. istedikleri yardımı yaparken onların duygularını da incitmemeye çalışırdı. bu kişilerin kongreye, belediyeye, çeşitli devlet kademelerinde kendilerini temsil edecek kişileri seçerken baba'ya danışmalarından daha doğal bir şey olamazdı. don vito corleone ileriyi görerek, zekice davranıyordu; yoksul italyan mahallelerinde yaşayan ve bir gün avukat, doktor, savcı hatta yargıç olabilecek çocukların öğrenim masraflarını karşılıyordu. imparatorluğunun geleceğini büyük bir lider gibi planlıyor, hazırlıyordu.

içki yasağının kaldırılması don'un imparatorluğu için önemli bir darbe oldu. ama baba, her şeyi önceden sezinleyerek tedbirlerini almıştı. 1933 yılında manhattan'ın bütün kumar işlerini, doklardaki crap [zarla oynanan bir kumar] partilerini, at yarışlarında ve diğer sporlardaki müşterek bahisleri, poker oynatan kanun dışı kumarhaneleri yöneten adama elçiler yolladı. adamın adı salvatore maranzano'ydu. tam bir pezzonovante [mevki ve güç sahibi kimse], new york caniler dünyasının en güçlü kişisiydi. baba'nın elçileri maranzano'ya ortaklık teklif ettiler. iki taraf da eşit haklara sahip olacaktı. vito corleone'nin örgütü, polis ve siyasi hayattaki tanıdıklarıyla maranzano'ya çok yararlı olabilir, çalışma alanının brooklyn'e, bronx'a kadar yayılmasını sağlayabilirdi. oysa maranzano uzağı görebilen bir kişi değildi. don corleone'nin teklifini küçümsedi. büyük al capone, maranzano'nun dostuydu. üstelik kendisi 1933 savaşının çıkmasına ve new york'taki gangsterlerin bağlı bulunduğu yeraltı örgütünün temelinden değişmesine yol açtı.

görünüşte taraflar birbirine eşit değil gibiydi. maranzano'nun daha da takviye edebileceği güçlü bir örgütü vardı. chicago'da bulunan al capone yakın dostuydu. ondan yardım isteyebilirdi. tattaglia ailesiyle de ilişkisi vardı. tattaglia ailesi genelev işletiyor, aynı zamanda ufaktan ufağa beyaz zehir kaçakçılığı yapıyordu.

bütün bunlara karşılık don corleone, clemenza ve tessio tarafından yönetilen iki küçük ama iyi örgütlenmiş regime [çete] çıkartabilirdi. üstün yanları düşmanın, corleone imparatorluğu hakkında yeterli bilgi sahibi olmamasıydı. gangsterler baba'nın gerçek gücünü bilmiyor, brooklyn'de yalnız başına çalışan tessio'nun don'la ilgisi olmadığını sanıyorlardı.

yine de taraflar birbirine eşit değildi. ama vito corleone, aleyhine olan noktayı ustaca bir darbeyle silip yok etmeyi başardı.

maranzano, new york'taki isyanı bastırması için al capone'dan iki adamını yollamasını istedi. corleone ailesinin chicago'da adamları vardı. al capone'un iki adamının trenle yola çıktığını haber verdiler. vito corleone, luca brasi'yi çağırttı. ona gereken emirleri verdi.

brasi ile adamları dört kişiydiler. chicago'lu haydutları istasyonda karşıladılar. brasi'nin adamlarından biri bir takside bekledi. istasyon hamalı capone'un adamlarının bavullarını bu taksiye taşıdı. adamlar da geldiler. arabaya bindiler. peşlerinden de brasi ile adamları bindi. iki chicago'lu gansteri arabanın içine yatırdılar. araba brasi'nin daha önce kararlaştırdığı limandaki ambarlardan birine gitti.

iki gangsterin elleri kolları bağlanmış, ağızlarına birer küçük havlu tıkılmıştı.

brasi duvarda dayalı duran baltayı aldı. capone'un adamlarından birini doğramaya başladı. adamın ayaklarını, tam dizlerinden bacaklarını, sonra da kalça kemiklerinden geri kalan bölümü ayırdı. brasi çok güçlü bir adamdı; ama işini tamamlayabilmesi için baltayı birkaç kere savurması gerekiyordu. her yan kandan görünmez olmuştu. kesilen yerlerden sel gibi kan akıyordu. brasi ikinci kurbanına döndüğünde artık kendisine iş kalmadığını gördü. çünkü adam duyduğu dehşetle ağzındaki küçük havluyu yutmuş, boğulmuştu. morgda, ölümün nedenini bulmak için yapılan otopsi sırasında havlu adamın midesinden çıktı.

birkaç gün sonra al capone, vito corleone'den bir telgraf aldı: 

"düşmanlarıma karşı nasıl davrandığımı gördünüz. bir napolili, iki sicilyalı arasındaki anlaşmazlığa niçin karışıyor? sizi dost olarak kabullenmemi istiyorsanız, dilediğiniz zaman ödemek zorunda olduğum bir borcum var. sizin gibi bir insan, yardımınıza koşabilecek, kendi işlerini kendisi çevirebilen bir dosta sahip olmanın ne kadar yararlı olabileceğini takdir eder. dostluğumu istemezseniz siz bilirsiniz. yalnız bu kentin havasının çok nemli olduğunu size haber vereyim. napolililerin sağlığına zararlıdır böyle hava; buraya asla gelmemenizi öğütlerim."

mektubun her kelimesi, her satırı uzun uzun düşünülerek yazılmıştı. baba, capone çetesine değer vermiyor, onların kafasız, zalim katiller olduklarını biliyordu. aldığı bilgilere göre capone, küstahlığı, aşırı davranışları yüzünden siyasi hayattaki bütün dostlarını kaybetmişti. siyasi güç, toplumun koruyucu örtüsü olmadan capone ve onun gibilerin dünyasının yıkılmaya mahkum olduğunu biliyordu. capone'un etkisi chicago sınırlarını da aşmıyordu.

mektup etkisini gösterdi. capone, iki sicilyalının savaşına katılmayacağını bildirdi.

şimdi taraflar eşittiler. üstelik vito corleone, capone'un adamlarını rezil ederek abd içindeki bütün gangsterlerin "saygısını" kazanmıştı. tam altı ay, vito corleone, maranzano'nun bütün güçleriyle çarpıştı. adamın koruduğu kumarhaneleri bastı. düşmanı hep cepheden karşılamayı bildi. clemenza'yla adamlarından geniş ölçüde yararlandı. zaferin kendisine göz kırptığını anlayınca da tessio'yu maranzano'nun peşine koydu.

bu arada maranzano savaşın sona erdirilmesi, barış yapılması için vito corleone'ye elçiler yolluyordu. corleone çeşitli nedenler uydurarak onları görmekten kaçındı. maranzano'nun askerleri liderlerini terk ediyorlardı. kaybedilmiş bir dava uğruna ölmek istemiyorlardı. şimdi kumarhaneler haracı corleone örgütüne veriyorlardı. savaş sona ermek üzereydi.

1933 noel'i öncesinde tessio, maranzano'nun savunma hatlarından içeri girebildi. maranzano'nun yardımcıları anlaşmaya hazırdılar; liderlerini onlara teslim etmeyi kabul etmişlerdi. maranzano'ya, brooklyn'deki bir lokantada corleone ile görüşmeler yapılacağını söylediler. kendileri de maranzano'ya muhafızlık ettiler. sonra maranzano'yu lokantada, tessio ile dört adamı içeri girerken tek başına bırakıp kaçtılar. mesele çabucak halledildi. maranzano'nun, yarı yarıya çiğnenmiş ekmekle dolu ağzına kurşunları sıktılar. savaş sona ermişti.