15.6.12

unutmak yok

pablo neruda


neredeydin diye sorma
derim ki "işte öyle"
topraktan söz etmeliyim kendini yok eden
ben yalnızca kuşların yitirdiği şeyleri bilirim
geride kalan denizi, kız kardeşimin ağlayışını

neden bu kadar çok bölge var
neden bir gün başka bir günle birleşir
karanlık gece birikir ağızda, neden
neden ölüler vardır

nereden geldiğimi sorarsan
kırık nesnelerle konuşmam gerekecek
acı kap kacakla
kocaman hayvanlarla çürüyüp kokuşmuş
ve çorak yüreğimle

aklıma gelenler anılar değildi
unutulmuşlukta uyuyan sarı güvercin de değil
yaşlı yüzlerdi
boğaza sarılmış parmaklardı
yapraklardan düşen damlalardı bir de
günün karanlığı geçti gitti
yaslı kanımızla beslenen
işte menekşeler, kırlangıçlar
işte bizi duygulandıran her şey
işte tatlı kartpostallar
zamanla sevimliliğin el ele dolaştığı

ama bu dişlerin ötesine geçmeyelim artık
sessizliğin kabuğuna geçmesin dişlerimiz
bilmiyorum çünkü nasıl yanıtlayacağımı
niçin bu kadar ölü var
niçin bu kadar çok deniz setleri
kırmızı güneşin yol yol çatlattığı
niçin gemi bordalarına vuran başlar

ve niçin bu kadar çoktur
öpüşleri gizleyen avuçlar
ve niçin bu kadar
unutmak istediğim
çok şey var