7.6.12

türkiye'de totalitarizm

yakup coşar

toplumsal muhalefetin tümüyle susturulmuş ve denetim altına alınmış olması, totaliter rejimlerin asli bir özelliğidir. totaliter rejimlerde farklı eğilimlerin, azınlık haklarının sözü edilemez. hedeflenen, yüce bir davanın peşinde kaynaşmış bir kitledir. çeşitlilik, çoğulculuk yasa dışıdır.

türkiye'nin siyasal sistemi, demokratik bir hukuk devletinde aranması gereken özelliklerden birçoğuna sahip değildir: tanımlanan anlamda bir ifade ve örgütlenme özgürlüğü yoktur, mahkemelerin bağımsızlığı söz konusu değildir, kişinin bedeni ve psikolojik bütünlüğünün dokunulmazlığı ilkesi günlük olarak ihlal edilmekte, farklılık ilkesi -azınlıkların tanınması ve haklarının güvenceye alınması- kabul edilmemektedir.

türkiye cumhuriyeti devleti kendine güvenen, gelişmeye açık bir yapıda değildir. 

"türkiye cumhuriyeti devleti, bu ülkedeki en huzursuz ve güvensiz mercidir. kendisine huzur ve güven sağlama ihtiyacındadır; ancak bu yolda şimdiye kadar yaptığı her şey toplumun huzurunu bozmak ve güvenini sarsmaktan başka bir işe yaramamıştır. devlet zaten toplumundan sürekli kuşkulanan, içten içe korkan, sopasını hep hazır bulunduran bir devletti. artık hep sopasıyla geziyor. bu herhalde mevcut yapıların tükenişi/çürümesi temelinde bir çaresizliğin ve dolayısıyla paradoksal biçimde iktidarsızlığın göstergesidir." (murat paker)

bu güvensizliğinden dolayı türkiye devleti hırçındır. duvara yazı yazan 15 yaşındaki çocuğu bile "devlete karşı suç işleyenler" kategorisine koyabilmekte ve atılan her adımı kendisine yönelik bir tehdit olarak algılayabilmektedir.

ancak bütün bu totaliter tezahürlere rağmen türkiye cumhuriyeti kendisini anayasal bir devlet olarak sunmakta, hükümet yasa ve anayasa dışı birçok eyleme rağmen, meşruiyetini bu anayasallığa, seçimlere dayandırmaktadır.

öte yandan totaliter sistemlerin asli özelliklerinden biri olan halkın üzerinde mutlak egemenlik, her şeye rağmen sağlanamamıştır. resmi ideoloji ile özdeşleşmeyi reddeden, çağrı yapılabilecek, başvurulabilecek geniş bir kesim bulunmakta ve bu kesim kendisini farklı biçimlerde ifade etmektedir. resmi ideolojinin organı gibi yayın yapan gazetelerin bazı köşelerinde bile bu ideolojiye açık biçimde karşı olan yazılar yayımlanabilmesini, gazetelerin satış kaygılarından çok, farklı duyarlılıklara sahip gözardı edilemeyecek bir kamuoyunun varlığının ifadesi olarak değerlendirmek gerekir.

sonuç olarak, içinde totalitarizmin ögelerini barındırsa da türkiye'deki sistemin, açık askeri diktatörlük dönemleri bir yana bırakılırsa, sivil itaatsizliği tümüyle olanaksız kılacak ölçüde totaliter olmadığını -belki de olamadığını demek daha doğru- söylemek gerekmektedir.