21.5.12

the sopranos

bildiğimizi yeniden yaşama ihtiyacı duyarız. kötü olsa da.

her istediğini almak çocukluktur, yetişkinlik değil.

insanlara tavsiyelerde bulunmak çok kolay. "boş ver, hayatına devam et" vesaire. ben böyle söylemeyeceğim. acı çekmek bir süreçtir. bazen cesaretin değeri yoktur.

iyi bir eşin varsa milyonersin demektir.

neyin neden öyle olduğu bizler için büyük bir gizemdir.

zaman her derde devadır.

sevdiğin bir köpek kuduz olursa acısına son verirsin.

"hiçbir iyilik cezasız kalmaz."

joe e. lewis: bir yere dayanmadan uzanabiliyorsanız sarhoş değilsinizdir.

belli bir yaştan sonra her sabah uyanmak yeterince sürprizdir.

depresyon öfkenin içe dönmüş halidir.

her şeyin kendi momentumu vardır. kararsız kalarak kaybettiklerin, yanlış kararla kaybettiklerinden çok olur.

''intikam duygusu en iyi soğuk servis edilir.''

sıcak bir duş her şeyi yoluna koyar.

kurtuluş sadece ölümden sonra cehennemden kurtulmak değildir. aynı zamanda yaşarken kendinden kurtulabilmektir.

bir şişe kan, bir varil altından daha pahalıdır.

"bazen kendimize acıdığımız olur ama biliriz ki, büyük bir rüzgar taşır bizi." (kızılderili sözü)

insanlar artık o kadar çok bilgiyle donatılıyorlar, her tarzdan o kadar çok şey görüyorlar ki, doğal olarak, gerçek yetişkinlik biraz gecikiyor. sosyologlar şu an 26 yaşında olmanın eskiden 21 yaşında olmayla eşdeğer olduğunu söylüyor.

inan bana, ölüm yatağında kimse daha fazla "iş" yapmış olmayı istemezdi.

"hatırlıyor musun?" muhabbeti en yavan sohbet şeklidir.

dünya, kederden geçilmeyen berbat bir yer. bu hayattaki adamların çoğunda onur denen şey yok. düşmanlarını bırak, dostlarına bile güvenemiyorsun. bütün toplum berbat durumda. yarısı uyuşturucu bağımlısı, kalan yarısı da psikopat. ciğeri beş para etmez insanlarla dolu bir dünya.