25.5.12

pazartesi

sait faik abasıyanık

bir pazartesi günüydü. günler, şu garip günler! uykumuzun içinde saatleri başlayan günler! uyandığımız zaman üçte birini arkada bırakmışızdır başlayan günün, kaldı mı üçte ikisi.. yap bakalım hesabını! hey gidi pazartesi hey! kaldı 16 saatin. 1 saat kavgaya say, 1 saat konuşmaya, 2 saat yürümeye, yarım saat düşünmeye koy, yemeye içmeye de 1 saat, yarım saat el yıkama, aptes bozmaya, yarım saat olduğun yerde kestirmeye, çeyrek saat bilet almaya, tünele, tramvaya, vapura binmeye.. say sayabildiğin kadar. koy bu 10 saatin içine boşlukları doldur bakalım. sevişmeye koyabiliyor musun 10 dakika?

kimine dar, kimine bolsun pazartesi! pazartesi! sanki pazar bir şeymiş gibi de onun bir de yarını, ertesi günü var.

yine çarşamba, yine perşembe, işte cuma! cumartesi.. hele bu ertesiler yok mu ertesiler? bu ertesiler, o kendilerini bir şey sanan insanlara benzerler. sanki devam ediyorlar. sanki bir bayramı, bir oh deyişi, bir sevişmeyi, bir sulhu, bir özgürlüğü, bir oyunu, bir aşkı, bir kardeşliği, bir dudak dudağa, bir anlaşmayı devam ettiriyorlar; yalancılar! pazartesi! yürü geç git! lalettayin bir mart gününün lalettayin bir pazartesisi! gideceksen git! pencereye üç beş damla insanın içini ürperten buz gibi su, mangallı odanın bir isim yazdığım, bir şekil çizdiğim camına buğudan başka güzel ne getirdin?