10.5.12

biz devrimi çok sevmiştik

dany cohn-bendit

her zaman, kendimi her şeye karşı yalnız hissettim.

gizli, kaçak hayat insanı değiştirir. bu hayat, insanı topluma karşı olmaya devam etmeye mahkum eder.

okuma yazma bilmeyenlerle bir işçi hareketi yapılamaz.

diktatörlüğün prensibi, toplumun bütün hücrelerinde, mikroskobik iktidar merkezlerinin çeşitliliğinde gizlidir. babalarda, kocalarda, öğretmenlerde, devlet memurlarında uyuyan bir küçük diktatör vardır hep.

hayatımı, 6 saat, 6 ay, 6 yıl önce yapılmış şeylerden pişmanlık duyarak geçiremem.

eğer sadece ve sadece anavatana dönmeyi düşünürsen mülteci hayatı da bir düş kırıklığı olur.

devrimci hareketin tek gücü kararlılığındadır.

arkadaşlarımın çoğu askerliğe karşı insanlardı, bense kaleye içeriden saldırmak ve silah kullanmayı öğrenmek için askere gittim.

"devrim ne kadar uzaksa o kadar çekici olur."

oğlum bak, sana silahlı mücadele eğitimi yapmak için bir arap ülkesindeki kampa nasıl gittiğimi anlatayım. aynı kampta, bizim biraz aşağımızda, bizi eğiten adamlar, orada da faşistlere talim yaptırıyordu.

devrim, hiçbir zaman bir olay değildir. olsa olsa, değişimler yaratan uzun tarihsel bir süreçtir.

işin gerçeği koşmak için bir sürü insan koştu. ama polislerin önünde koştular. aslında bir şeyleri değiştirmek için koşmaları gerekiyordu; ama bunlar kaçmak için koştular. 68 dediğin işte buydu!

demokrasi, hiç kimsenin inanmadığı komik bir sözcüktür.

şunu çok iyi biliyoruz ki, belirli durumlarda insanlar, erkekler ve kadınlar şahane ya da berbat, en iyi ya da en kötü şeyleri yapabilecek hale gelirler. ne daimi kahramanlara ne de ömür boyu suçluların varlığına inanıyorum.