8.4.12

tarçın kokulu kız

jorge amado

geri kalmış ve cahil, içinde yaşadıkları yeni dünyaya düşman, uygarlığın ve gelişmenin anlamını kavrayamayan bu adamlar, artık bu toprakları yönetmeye uygun değillerdir.

kaybettiğim neşeyle ve ölen umutlarımla birlikte dirilen yaşamımsın sen. benim için her şeysin.

sonsuz aşk diye bir şey yoktur. en şiddetli tutkuların bile ömrü kısadır. eceli geldi mi, yok olur ve bir başkası başlar.

toplumda hiçbir değişiklik kan dökmeden gerçekleşmez.

bağlılık, aşkın en büyük kanıtıdır.

gizlilik tehlikeli ve güç şeydir. sabır, incelik, zeka ve uyanıklık şarttır. ancak gerektirdiği bütün önlemleri kusursuzca almak kolay değildir. zaman geçtikçe ve güvenlik izlenimi yavaş yavaş yerleştikçe, doğal gelmeye başlayan ihmallerden korunmak hemen hemen olanaksızdır. başlangıçta aşırı tedbirli davranılır; ama zamanla bunlar teker teker bırakılır.

çokları onu arap ya da türk olarak görürlerdi. ama bunu yapanlar kesinlikle onun en iyi arkadaşlarıydılar ve bunu şefkatli ve samimi bir havayla yaparlardı. nasib, türk diye çağrılmayı sevmezdi ve bunu hoşnutsuzlukla reddederdi. bazen kızgın kızgın bağırırdı:
"türk senin anandır!"
"ama nasib.."
"ne istersen söyle, yalnız türk deme bana! brezilyalı de!"
ve koca eliyle kıllı göğsüne vururdu:
"suriyelilerin oğluyum, tanrı'ya şükür."
"arap, türk, suriyeli, hepsi aynı şey.."
"aynı şey mi? sen cahilin tekisin, ne tarihten haberin var, ne coğrafyadan. türkler hayduttur, ırkların en korkuncudur. bir suriyeli için türk sanılmaktan daha büyük bir hakaret yoktur!"