3.4.12

para

peter joseph

genel bir sanı olarak eğer "yaşamak için çalışmak" konusunda dışarıdan gelen bir baskı yoksa insanların öylece oturup hiçbir şey yapmadan şişko, tembel yağ tulumlarına dönüşeceği görüşü var. bu saçmalıktır. günümüzdeki çalışma sistemi gerçekte tembelliğin yaratıcısıdır, çözümü değil.

çocukluğunuzu hatırlayın: hayat dolu, anlayabilmek için, yaratmak ve keşfetmek için yeni şeylerle alakalı. fakat zaman geçti ve sistem sizi nasıl para kazanılacağına odaklanmaya itti. erken eğitimden üniversite eğitimine kadar zihnen sığlaştınız. ortaya çıkan sadece bir dişlinin çarkları gibi bütün ürünleri tepedeki %1'e yollayan yaratıklardır.

bugün bilimsel çalışmalar gösteriyor ki konu maharet ve yaratıcılığa geldiğinde maddi ödül insanları motive etmiyor. bir şey yaratmanın kendisi zaten bir ödüldür. para esasında yalnızca mükerrer, sıradan eylemlerde bir teşvik işlevi görür. konu yenilik getirme olduğunda parasal dürtünün, insan zekasının esas kullanımında yaratıcı düşünceye bir ayakbağı olarak ona zarar verdiği ve değersizleştirdiği ispatlanmıştır. işte bu durum, nikola tesla, wright kardeşler ve bunlar gibi dünyamıza büyük katkı sağlamış mucitlerin neden hiçbir parasal dürtü göstermediğini açıklayabilir. para esasında hatalı bir dürtüdür ve sağladığı katkıya göre yüz kat daha fazla zarara yol açar.

barış ve mutluluk içinde birlikte var olmayı sağlayamayan bir toplumsal düzenin ne yararı var? öyleyse şunu belirtmek gerekir ki, para sisteminin kaldırılması ve hayati gereklilikleri sağlamakla suç işleme oranında küresel olarak neredeyse %95'lik bir azalma görebiliriz; çünkü çalacak, zimmete geçirecek, dolandıracak veya benzer şeyler yoktur. günümüzde hapishanelerdeki tüm insanların %95'i paraya bağlı suçlardan ve uyuşturucu kullanımından dolayı oradalar; oysa uyuşturucu kullanımı bir sağlık sorunudur, suç değil.

herkesin parasal sistem hakkında bilmesi gereken sadece iki şey vardır: 1. tüm para borçtan yaratılmıştır. para, somutlaşmış borçtur. ister hazine bonosundan elde edilsin ister ev kredisinden, ister kredi kartlarından. eğer var olan tüm borçların hepsi şimdi bir anda ödenseydi dolaşımda tek bir dolar bile kalmazdı. borç, baskıyı doğurur. borç, maaşlı köleler yaratır. borç içindeki bir insanın, borcu olmayandan daha düşük bir ücrete çalışması çok daha doğaldır; böylece de ucuz bir mala dönüşür. bu nedenle, finansal olarak istikrarlı bir grup insana sahip olmak, şirketler için eşsiz bir fırsattır.

bugün toplum içinde neredeyse kimsenin ülkelerinin veya toplumlarının gelişimini fiziksel sağlıkları, mutluluk seviyeleri, güven veya sosyal istikrar ile ölçtüğünü görmüyoruz. ölçümlemeler bize ekonomik soyutlamalar yoluyla sunulmaktadır. gayrı safi milli hasılamız, tüketici fiyat endeksimiz, menkul kıymetler borsamız, enflasyon oranlarımız ve daha da fazlası var. fakat bu bize insanların yaşam kalitesi gibi gerçek değerler ile ilgili bir şey anlatıyor mu? hayır. tüm bu ölçümlemeler paranın kendisinden başka hiçbir şeyle ilgili değildir.

bir kültürün hakim değerleri, o kültür tarafından ödüllendirileni destekleme ve sürdürme eğilimindedir. başarı ve statünün sosyal katkılarla değil, maddi zenginlikle ölçüldüğü bir toplumda da dünyamızın bugün neden bu halde olduğunu anlamak zor değildir. şu anda, öncelikli olmaları gereken kişisel ve toplumsal huzurun suni zenginlik ve sınırsız büyüme gibi zararlı kavramlar karşısında ikinci plana atıldığı bir değerlendirme sistemi bozukluğuyla karşı karşıyayız. bu bozukluk bir virüs gibi; hükümetlerin, basının, eğlence dünyasının ve hatta eğitim sisteminin her hücresine işlemektedir. kendi bünyesinde onlara karşı gelecek her şeye karşı koruma mekanizmaları oluşturulmuştur. paraya dayalı ekonomi inancının müritleri, statükonun gönüllü muhafızları, inançlarıyla çelişebilecek her türlü düşünce formundan kaçınmak için sürekli uğraşırlar. bunların en yaygınları, tasarlanmış ikili dengelerdir. cumhuriyetçi değilseniz, kesin demokratsınızdır. hristiyan değilseniz, belki de satanistsinizdir. eğer toplumun büyük ilerleme kaydedeceğine inanıyorsanız belki de, bilmiyorum herkesi düşünüyor olabilir misiniz? o zaman "ütopyacı"sınız sadece. bütün bunların en sinsice olanı: eğer "serbest ekonomi" taraftarı değilseniz özgürlüğün kendisine karşısınız demektir.