3.2.12

ilhan berk

salah birsel

ilhan berk iplik gibi ipince bir şeydir. ayak ayak üstüne attığı vakit ayakları kadınların saç örgüsü gibi birbirine dolanır. upuzun boyu üstünde küçük bir kavunu andıran bir başı vardır. cennet bahçesi'nin o lime lime hasır koltuklarına oturur oturmaz da ilk "harika!" sözünü bağışlar. ilhan, "harika"larını kendine takılanlar olduğu zaman da bol bol kullanmaktan kaçınmaz. salah birsel'den, bir kez virginia woolf'un "deniz fenerine yolculuk" adlı kitabını almıştır. iki gün sonra kitabı getirince birsel sorar:

"nasıl buldun?"

- beğenmedim.

"sen okumamışsındır onu."

- benim için önemli değil.

birsel kitabın sayfalarını karıştırır gibi yapar:

"sen bu kitabı okumadın. içinde yaprakları açılmamış 8 sayfa vardı. olduğu gibi duruyor."

ilhan çılgınca gülmeye başlar:

- harika! harika!

birsel hınzırlığını biraz daha ileri götürür:

"yahu sen bu kitabı eline bile almamışsın. çünkü sana söylediğim de doğru değil. kitabın sayfaları açık."

ilhan, voleybol topu gibi yerinde zıplar:

- harika! harika!

ilhan budur. her güzel şeye tutulur, onun ardından gitmeye kalkışır. hayranlık onun sözlüğünde yaşamak anlamına gelir. soyadı yasasından sonra nurullah berk'in soyadını kullanmaya başlamıştır. bu değiştirme bir kez ilhan'ın işine yarar ve tan gazetesi'ne götürdüğü bir yazı nurullah berk'in sanılıp yayımlanır. ama ilhan yazısının parasını almak için gazeteye gittiği vakit durum anlaşılır. ilhan'ın yazısı da bir daha o gazeteye giremez. bu yanılgıya yol açan, ilhan'ın o sıralar -bu tutumu 1953'lere değin sürmüştür- adının başına bir de büyük "n" harfi oturtmasıdır. yoo.. n'nin bu kez nurullah berk'le bir ilgisi yoktur. bu, ilhan'ın eski adı niyazi'den kalma bir şeydir.

ilhan'ın harikalarına en çok fahir onger biter. zamanla o da hoşuna giden şeyler karşısında kıkıh kıh kıkıh gülüp, "harika!" demeye başlamıştır. fahir, ilhan'ın şiirlerini de çok sever. 1946 yılının nisanında "bugünkü şiirimiz" adlı güldestesini yayımladığı vakit, orada onun için "büyük şiirin kapısını zorluyor." diyecektir. ama birsel bu yargı karşısında "büyük şiirin kapısını zorluyorsa, içeri giremediği içindir." demek acımasızlığını gösterecek, fahir de buna yine "harika! harika!" diyerek katıla katıla gülecektir.