14.2.12

görsel düşünme

rudolf arnheim

iyi bir evlilikte iki insan birliktedir; ama ayrı bireyler olarak. her ikisi de birbirlerini hem ayrı hem de birbiriyle ilişkili olarak görürler. kötü bir evlilikte ise iki insan birbirlerine dayanırlar ve birbirleri içinde emilip yutulurlar. bir çelişki ortaya çıktığında birbirlerine yardım edemezler.

herakleitos: gözler ve kulaklar, onların dilinden anlayacak ruhta olmayan insanlar için, kötü tanıklardır.

güzellik, mükemmellik, uyum, düzen, insan ihtiyaçlarına uygun bir dünya sunma sayesinde bir refah duygusu verir; ama bunlar, bilişsel bir ifadeyi açık, tutarlı, anlaşılabilir kılmanın da gerekli koşullarıdır. estetik güzellik, söylenen şeyle onun nasıl söylendiği arasındaki izomorfik uyuşmadır.

picasso: resim şiirdir; düzyazı halinde değil, her zaman plastik uyaklı dizeler halinde yazılır. plastik uyaklar, birbiriyle uyak oluşturan ya da başka biçimlerle veya onları çevreleyen mekan ile ses benzerlikleri sağlayan biçimlerdir.

kayıp bir kol saati, onu unutan sahibinin bir soyutlaması değildir. ama nagasaki'de, atom bombasının patladığı tepede kurulmuş küçük müzede bulunan eski model, bozuk duvar, masa ve kol saatleri sergisi, ziyaretçilerin kalp atışını durduran bir soyutlamadır. bütün saatler 11:02'de durmuştur ve hep birlikte zamanın böyle aniden sonuna varmak, masum günlük eylemin ölümü, aynı müzede sergilenen dehşet fotoğraflarının aktardığından çok daha güçlü bir deneyim yakınlığını iletmektedir.

boethius: görme, bütün ölümlüler için müşterektir; fakat görmenin gözlere gelen imgelerden mi yoksa görüş nesnesine gönderilen ışınlardan mı kaynaklandığı, eğitimli insanlara göre belirsizdir; gelgelelim sıradan insanlar bu tür kuşkuların varlığından bile habersizdir.

doğanın gözlere sunduğu şekillerin ve şekil kombinasyonlarının çoğu, insanın görme duyusu için insanın görme duyusu tarafından tertip edilen harflerden, sayılardan ya da başka işaretlerden çok daha karmaşıktır.

william james: genellikle gördüğümüz şeyler, sadece önceden algıladığımız şeylerdir; önceden algıladığımız şeylerse, sadece bizim için etiketlenmiş şeylerdir ve bu etiketler de zihnimize damgalanmıştır. etiket stokumuzu kaybedersek, zihinsel olarak dünyanın ortasında kayboluruz.

bazı ilkel dillerde, simgeledikleri ilişkileri yansıtan sayı sayma biçimleri vardır. örneğin beşlik bir skala kullanan andaman yerlileri şöyle sayar: bir, öteki, ortadaki, sondan bir önceki, sonuncu.