21.12.11

üçten dokuza

turan dursun

"müftü efendi, gurban olim, ben bir poh yedim!"

"ne yedin, ne yedin?"

"bir poh yedim de ağzımdan şart çıhtı!"

"tevbe esteğfirullah. ola sen ne diyirsin?"

"hele dur ki gurban olim, başıma neler geldi! başım bata!"

"söle hele ne oldu oğul!"

iriyarı, kemikli, çilli, gür kaşlı, uzun bıyıklı genç bir adam.

"yüzüm ayağın altına" (yani utanıyorum beni bağışla) diyerek başladığı olayı anlattı:

tezekliklerden komşu karısının tezek çaldığını görmüş. bir ses çıkarmamış, iki ses çıkarmamış, sonunda dayanamayıp uyarmış; bir daha çalmamasını söylemiş. gelin görün ki kadın suçunu kabul etmemiş, üstelik de "melek gibi" yüzüne hiç de yakışmayacak biçimde bağırmış çağırmış. adama "iftira" bile atmaya kalkmış. adam da kızınca demiş ki:

"eğer bir daha tezeğimizden çalarsan ben de seni yatırıp sikmezsem üçten dokuza şart olsun!"

"üçten dokuza şart" ağır bir şey. karının, yani bunu ağzından kaçıran kişinin karısının "üç talakla boş" olmasına yol açabilecek bir durum söz konusu. adam eğer, tezek çaldığını söylediği kadını, dediği gibi "yatırıp şey etmezse" kendi karısı "üçten dokuza" yani bütünüyle "boş" olacak.

soruyordu adam:

"şimdi söle gurban olim, ben şimdi ne poh yiyim?"

"oğul senin işin zor."

adamın karısı da durumun ciddiliğini kavramış olmalı ki, söylediğine göre kadın, "aman herif, get o karıyı şey et de bu beladan gurtulah" demiş. şimdi adam ne yapsın? tezeği çalan kadını nasıl tutsun da "yatırıp şey etsin?" haydi yatırıp dediğini yaptı diyelim, bu bir "zina" olmaz mı?

"müftü efendi, gurban olim, kitapta bir yerini bul, beni gurtar. ben de sene bir koç getiririm."

"senin koçun senin olsun oğul. koçu moçu bırah da, ağzından tam nası çıhtıysa onu söle!"

"söledim gurban olim, tam söledim. işte öle dedim."

genç adam bir daha anlattı söylediklerini. müftü yüzünü buruşturdu, kafasını kaşıdı. sonra raftaki kitaplardan birine, "ali efendi fetavası"na uzandı. alıp karıştırdı, karıştırdı. sonunda bir çözüm buldu.

"sen o karıya 'ben de seni yatırıp sikmezsem' deriken bir zamana bağlamadın degil mi?"

"nası yani?"

"yani 'elan günü seni yatırıp sikmezsem..' demedin?"

"heyir, öle demedim."

"elese korkhma."

"aman gurban olim müftü efendi, allah senden razı olsun, ben gurtulacam hee?"

"hee. yalınız o karı ölürse o zamana kadar dediğini yapmadığın için karın boş olur."

"ölmez, o karı ölmez. ne baba deyir ki ölsün?"

"haydi get bi daha ele halt etme."

"allah razı olsun, allah çocuklarını bağışlasın."

adam müftünün elini öperken son derece memnundu.