8.12.11

bu yalnızlık benim

metin eloğlu



saadet insanın ziynetidir

ayırsalar öldürseler gene benimsin
nice ayıbımı örten o eşsiz yama
etim değil kemiğim değil kanım değilsin ama
gençliğimsin sağlığımsın hürriyetimsin

insan yaşarken varır bir ölmezliğe

şişede durduğu gibi durmaz ki kafir
tutar insana yaşamayı sevdirir

beni ne yap biliyor musun
beni yont beni arıt beni ayıkla

şaraptı rakıydı şuydu buydu
kişi esrimeyi bir aşkta tatmalı ilkten
dedim ya ondan gayrı korkuluğa güvenmem
içtiğim hep aşktı benim gerisi tortu

ama bir gün gelecek
yüreciğin dizlerini dövecek

anamdan şair doğdum, sonradan oldum sanma
ey gafil okuyucu, genç şairlere kanma
ıstırabın meyvesi mısralarım acıdır
kafiyelerdeki ilham aşkımın kırbacıdır

ben bir şeytantırnağıyım
halk uzağı ellerde

ben -andiçmiş gibi- seni seviyorum yine de
anılarımda kalan, o bitkimsi yüreciğindir
sanki yok denizlerden kopuk bir çılgın ada

yaz, abartılmış karadutlar, ebegümecilerdir belki de
ya da zina konmaz bir kuytu selam devedikenlerinde

uzak sesin değiverse
en ileze çiçek bile ışıldar

sen giderken biz geliyorduk çavuşum

yola koyulurken böyle her mayıs
çalgılar bürümcekler alıyorum yanıma
dinmiş yağmurlar güneş yongaları
bolca papatya ısısı ceplerimde
torbadaki andaç azık tadılası şey
etlere ekmeklere bakmıyorum bile
dereden kırlangıç gölgeleri alıyorum

küçücük kızıyla ötelerden bir kadın

mademki ölümlü bir dünyadayız
sazla sözle kandıralım güzelleri

gerçekten seviyor musun güllerin soluğunu

hoş görelim sarhoşların içmesini
sabırsızlıkla geceyi beklediler
ilk kadehte bunca dertten vazgeçtiler
yoksa herkes bilir dert tazelemesini

insanı mesut eden, şimdilik uykulardır