17.11.11

tahakküm

philip pettit

cumhuriyetçi devlet, onları özel tahakküm karşısında yetkinleştirip koruyarak ve onların bizatihi devleti denetlemelerini mümkün kılan anayasal ve demokratik kontrol mekanizmaları geliştirerek yurttaşlarına özgürlük sağlamalıdır.

kölelik asıl olarak fiili müdahale ile değil, tahakkümle karakterize edilir. kölenin efendisi son derece iyicil ve müsamahakar olduğunu kanıtlamış olsa bile, köle üzerindeki tahakkümü sürer. özgürlüğü köleliğin karşısına koymak, özgürlüğü müdahalesizlik değil tahakkümsüzlük olarak kabul etmenin kesin bir göstergesidir. nazik bir efendinin kölesi bile özgür değilse, o zaman özgürlük, müdahalenin yokluğunu değil tahakkümün yokluğunu gerektirir.

müdahale; kısıtlama ya da engelleme biçiminde bedenin baskı altına alınmasını, ceza ya da ceza tehdidinde olduğu gibi iradenin baskılanmasını ve manipülasyonu içerir. manipülasyon genelde örtüktür ve gündem belirleme, insanların inançlarını ve arzularını hile yoluyla ya da rasyonel olmayan bir tarzda şekillendirme ya da insanların eylemlerinin sonuçlarını çarpıtma biçimini alabilir.

bir kişi müdahale kapasitesine sahip, bunu keyfi temelde, başkasının yapmak durumunda olduğu seçimlerde yapıyorsa, başkası üzerinde tahakküm kurma gücüne sahiptir; başkası üzerinde tahakküm kurar ya da ona boyun eğdirir.

richard price: bireyler özel hayatlarında efendilerinin gücüne tabi oldukları müddetçe, kendilerine ne kadar eşit ve nazik muamele edilirse edilsin, özgür olamazlar.

birisinin başkası üzerinde, hangi oranda olursa olsun, tahakküm gücüne sahip olması o gücü elinde bulunduran kişinin tahakküm altında tuttuğu kişiye, iyi ya da kötü niyetlerle, fiili olarak müdahale etmesini gerektirmez; hatta gücü elinde tutan kişinin böylesi bir müdahaleye bir nebze yeltenmesi bile gerekli değildir. tahakkümü oluşturan şey bir bakıma güç sahibinin, hiçbir zaman böyle yapmayacak bile olsa, keyfi olarak kurbanının açık ya da örtük olarak güç sahibinin izin verdiği alan içinde hareket etmesidir; o kişinin insafına kalması, bir bağımlı, borçlu ya da benzeri bir konumda olmasıdır. eğer, genelde olacağı gibi bu içerimin ortak bilgisi varsa, güç kurbanı psikolojik bir eşit statüsü kazanamaz; normal gidişatı, özneler arası eşitlikle gelen içtenlik değil korku ve itaat olan bir konumda bulunur.

john stuart mill: hiçbir köle, bir eş olarak kadının olduğu kadar eksiksiz ve kelimenin gerçek anlamında köle değildir.

farz edin ki, kadınlar kocalarının fiziksel kötü davranışları karşısında ne yasal ne de kültürel olarak korunuyorlar. siz kocası muhtemelen kötü davranmayacak şanslı bir kadın olabilirsiniz; ama sizin durumunuzla öteki evli kadınların durumları arasındaki bu farklılık sizin tahakkümsüzlükten payınıza düşenin ötekilerden tamamen bağımsız olacağı anlamına gelmez. aksine, herhangi bir kadın kocası tarafından keyfi bir temelde kötü muameleye maruz bırakılabiliyorsa, kadınlık bu açıdan bir zayıflık alameti gösterir; bu, özelde şanslı olsanız da, başkalarıyla ortaklaşa katlanmak durumunda kaldığınız bir zayıflık alametidir. bu bakımdan, bütün kadınlar tahakkümden kurtulabildikleri takdirde, siz de tahakkümden kurtulmayı umabilirsiniz. kaderiniz onlarınkiyle birlikte örülmüştür. fiili olarak müdahale edip etmeyeceğine bakmaksızın kocanız size müdahale etme kapasitesine sahip olduğu, müdahale kocanız için erişilebilir bir seçenek olduğu müddetçe, siz onun tahakkümü altında olursunuz ve bu tahakkümü kaldırmanın, kadınların genel olarak erkeklerle girdiği ilişkilerin koşullarını değiştirmekten başka yolu yoktur. tahakkümsüzlük olarak özgürlük, kocanızın böyle bir muameleye başvurmasının ihtimal dışı olması değil, onun için keyfi müdahalenin erişilemez olmasını gerektirir.

mary astell: eğer bütün insanlar özgür doğmuşlarsa, nasıl oluyor da bütün kadınlar köle doğuyorlar? erkeklerin tutarsız, belirsiz, anlaşılmaz, keyfi iradesine tabi olmak tam bir kölelik durumu değil de nedir? özgürlüğün özü, saygın bir hayat sürmek değil midir?