4.10.11

aptallar erken ölür

mario puzo

insanın yapıtı neyse kendisi de odur.

çocukluğun yaraları iyileşse de incinebilirlik halinden kurtulmak olanaksızdır. yaşlanmak, yeterli bir kalkan olmaz insana.

herkesin bir özrü vardır erdemlilik yolundan saparken.

özelliği olan tek kişi romancıdır. şu siktiriboktan hikaye, senaryo, oyun yazarları ya da şairler yahut gazeteci yazarlar değil. hepsi de yüzeyseldir. kazıdın mı altından hiçbir şey çıkmaz. altında bir şeyler olması gerekir roman yazan adamın.

mutlaka kötü birine gerek yok; asıl düşman zamandır.

insanlar hayvandan başka bir şey değildir. hindistan'da başıboş gezen vahşi filler bir insanı öldürdüklerinde nasıl öldürülüyorlarsa insanlara da aynı cezayı uygulamak gerekir. konforlu bir hapishanede beş altı yıl misafir edilip sonra birkaç orta sınıf mensubunu daha öldürsün diye salıverilen eroin müptelası canilerden çok daha saygınlıkları vardır o öldürülen fillerin. idam cezasının caydırıcı bir etkisi var mı bilmiyoruz ama, idam edilenlerin bir daha cinayet işlemeyeceklerini biliyoruz.

insan kendine her şeyi yutturabilir.

boktan bir hayat sürüyorsun, hayatında hiçbir şeyin olmadı, eşek gibi çalıştın durdun ve şimdi bir burjuva evliliğinin belli sınırları içinde ömrünün yarısı tükenmiş ve hala önemli bir başarı kazanamamış bir sanatçı olarak kalmışsın. ve temelde mutlusun. mutlu bile olabiliyorsun. on beş yıldır evlisin, hala karını düzmekten zevk alıyorsun. ya sen dünyada gördüğüm en duyarsız kamışa sahipsin ya da en sağlam karakterli adamsın.

erdemliliğin ödülü yine kendisidir, aptallardır erken ölenler.

iyi ya da kötü, tüm romancılar kahramandır. tek başlarına savaşırlar ve azizlerin imanı vardır onlarda. galip çıkmaktan çok yenik düşerler ve amansız dünya insaf tanımaz. güçleri kesilir; dünyanın dertleri, çocukların hastalıkları, dostların ihanetleri, karılarının hainlikleri hep elin tersiyle kenara itilmek zorundadır. aldıkları yaraları umursamazlıktan gelip savaşmaya devam ederler, güçlerini tazelemek için mucizelere bel bağlarlar.

insanlar birbirleri için sandığın kadar değerli değildir.

düşmanlarımızın bize hiçbir zararı dokunamaz. hayatta en çok sevdiklerimizdir ancak ölümümüze neden olabilen ve ancak onlardan sakınmalıyız kendimizi.

hayat komik bir iştir. hele aşkın zaman içindeki seyrini izlemek kadar komik bir şey yoktur.

doğanın bütün o şarlatanlıklarından kaygıya kapılan, dehşete düşen ilkel adama nasıl da gülüyoruz! oysa kendimiz, kendi kafalarımızın içinde kükreyen dehşetten ve suçluluklardan nasıl korkuyoruz! duyarlılığımız sandığımız şey, aslında zavallı, aptal bir vahşi hayvandaki korku duygusunun evrimleşmiş halinden başka nedir ki? boş yere ıstırap çekiyoruz biz. bizim tek gerçek trajedimiz, kendi içimizdeki ölüm dileğidir.