12.9.11

anima mundi

susanna tamaro

kendinden öte hiçbir şey yoktur. şeytan diye adlandırdığın, senin güvensizliklerin, çocukluğundan beri peşinde sürüklediğin korkulardır.

sevgi özendir.

gerçekten bana ait olduğunu hissettiğim tek duygu, yanıtı olmayan sorulara karşı duyduğum öfkedir.

en büyük ve en korkunç karşıtlık şudur ki, insanlar her şeyden çok farklı olmaktan korkarlar ve buna karşın dünyaya çocuk getirmeyi sürdürürler. ama bir evlat her zaman farklı bir şeydir. ve bu da kendi çorbana kattığın zehirdir.

cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşelidir.

büyük canilerin yaşamlarını okurken şaşırmamaya alıştım: gündüz bir halkın tümünü kıyımdan geçiren katiller, akşam saksıdaki çiçelerini suluyor, yuvasından düşen bir kuş için gözyaşı döküyordu.

üniformasız öldürürsen katil olursun, öldürürken üstünde üniforma varsa bir madalyayı hak edersin.

söylemek ve yapmak arasında kocaman bir deniz vardır.

sözcükler tek başlarına insanı kırmaz. insanı yaralayan, sözcüklerin arkasına saklanan ikiyüzlülüktür.

evlatlar iyilerse babaya aittirler; ama işler yolunda gitmiyorsa bütün bir yaşam boyunca annenin bir uzantısı olarak kalırlar.

aşırı duyarlılık bir pasaport değil, bir tuzaktır. dünya tilkiler, sırtlanlar ve dirsek darbeleriyle doludur. çevreni saran, yalnızca ötekiler gibi olmayışından ötürü oluşan huzursuzluk ve gerginlik olur.

incilerin parıltısı bir yaradan doğar.

vasatlıktan çıkmak için iki yol vardır. bunlardan birincisi sanat, ikincisi eylemdir. ikisi birbirine bağlıdır; ama eylem sanattan üstündür. bunu anlayan tek sanatçı rimbaud'dur. önceleri şiir yazarken sonradan silah satmak üzere afrika'ya gitmiştir.

mutlu olabilmek için farklı bir yolda yürümek yeterlidir.

insan son ebeveynini de yitirince bir anda yapayalnız kalır ve bu yalnızlıkta pek çok şey değişir. artık bir evlat değilsinizdir, kendisine şöyle ya da böyle davranmanız gereken hiç kimse yoktur. doğal düzen içinde ufukta beliren son artık sizin sonunuzdur.

aşk, bütün çıkarcı hesaplardan daha güçlüdür.

yaşam uzun değil, dairevi bir yoldur. istediğin kadar çırpın, sonunda gene aynı noktaya dönersin.

insanoğlu tembeldir, bir yere gidecekse her zaman en kısa yolu seçer. kötülüğe ulaşmak için elini uzatmak yeter; oysa iyilik yapmak için bir çaba gerekir.

nesnelerin değeri pahasıyla değil, yaradıkları işle ölçülür.

yaşam yanlışlıklarla doludur. yalnızca pek az insan ışığı baştan tanır, bütün ötekiler el yordamıyla ilerler, bazıları ruhun sezgisine varsa bile, yine yanılır.

artık insanın nasıl delirdiğini kolayca anlıyorum; yalnız kalmak ve o sesi kesecek düğmeyi bulamamak yeterli.

dünya acının ta kendisi, başka bir şey değil.