11.8.11

konstantinopolis

gerard de nerval

ne garip bir kent konstantinopolis! ihtişam ve sefalet, gözyaşları ve sevinç, başka yerlerdekinden çok daha fazla keyfi davranış; ama aynı zamanda da daha fazla özgürlük var burada; dört farklı halk birbirinden çok da nefret etmeden birlikte yaşıyorlar. türkler, ermeniler, rumlar ve yahudiler; aynı toprağın evlatları olan bu insanlar, bizim çeşitli taşra halklarımızın ya da farklı taraftar gruplarının beceremediği gibi değil, çok daha fazla hoşgörü gösteriyorlar.

genel bir gözlem olarak, bu kentte, hiçbir kadının doğal bir yürüyüşü olmadığını öğreneceksin. bir tanesini gözüne kestiriyorsun, peşinden gidiyorsun; o sokaktan bu sokağa hiç beklenmedik dönüşler yapıyor, zikzaklar çiziyor. sonra, yanaşmak için biraz ıssız bir yeri gözüne kestiriyorsun ve cevap vermemezlik etmiyor hiçbir zaman. herkesin bildiği bir şey bu. viyanalı bir kadın, kimseyi başından savmaz. eğer birisinin kadınıysa -esamesi okunmayan kocasından söz etmiyorum- ve eğer kırk tarakta bezi varsa, sana söyleyecektir bunu ve ancak bir hafta sonra kendisinden randevu istemeni ya da belli bir tarih söylemeden sabırlı olmanı tavsiye edecektir. bu pek uzun sürmez; daha önceki aşıklar da senin en iyi dostların haline gelir.