2.7.11

gurur dünyası

william m. thackeray

bir kadın için en büyük kompliman kendi cinsi tarafından hor görülmesidir.

çiçekler vardır, kuytu, gölgelik yerlerde açarlar; yumuşacık, güzel kokulu ama gizlidirler. çiçekler vardır, tabak gibi kocaman ve parlak renkli, bahçelerin ortalık yerlerinde açarak güneşin göz alıcılığıyla yarışa girmiş gibidirler.

şu kadın milletinin tanrı vergisi yeteneklerini daha sık kullanmayışlarına nasıl şükürler etsek yeridir! kullandıkları zaman karşı koyamıyoruz. hele en ufak bir ilgi göstermeyegörsünler -ortada kaç erkek varsa- o saat dize getirirler.

gurur dünyası bir sürü yapmacık, sahtecilik, gösteriş ve iddiayla dolu; aptallıktan, günahtan ve kendini beğenmişlikten geçilmeyen saçma sapan bir yerdir.

"her aşk alışverişinde iki taraf vardır: seven ve kendini sevdirmeye tenezzül eden."

en iyi kadınlar ikiyüzlü olanlarmış. biz erkekler kadınlarımızın bizden neler gizlediklerini, en saf ve içten göründükleri zamanlarda ne denli hesaplı ve tetikte olduklarını, ha deyince dudaklarında bitiveren o candan gülüşlerin bizi yumuşatmak ya da atlatmak için kullanılan birer silah olduğunu hiçbir zaman bilemeyiz. böyle yapanlar yalnızca yosmalardır, hafif kadınlardır demek istemiyorum; örnek, namuslu ev kadınları da böyledir. kocasının aptallığını gözden gizleyen ya da yırtıcılığını yumuşatıp küllendiren kadınları hepimiz bilmez miyiz? bu köle ruhluluğu kadınlığın başlıca erdemi olarak övüp göklere çıkaran, bu ikiyüzlülüğe dürüstlük gözüyle bakan biz erkekler değil miyiz? iyi bir ev kadını ikiyüzlü olmak zorundadır.

"lafla peynir gemisi yürümez." diyen enayi kimmiş, çok merak ederim. hayattaki peynir gemilerinin yarıdan fazlası lafla su üstünde durur, lafla yürür.

insanlar aslında çok korkak oldukları için mi yiğitliği böylesi el üstünde tutar ve savaşta gösterilen kahramanlığa her şeyin üstünde değer vererek tapınırlar acaba?

dostlarımızla akrabalarımızın bizler için neler düşündüklerini bilsek bu dünyadan kaçmak ister, her an dayanılmaz bir korku ve kaygı içinde yaşardık.

erkekleri parmaklarının ucunda oynatan kadınların gerçek sosyeteye girebilmek uğruna nasıl yırtındıklarını, ne hakaretlere boyun eğdiklerini görmek, kadın yaradılışını inceleyenler için çok ilginç bir konudur.

ne esrarlı ve anlaşılmaz, akıl sır ermez bir şeydir: kimini yücelten, kimini de yerlerde süründüren şu hayat piyangosu.

bu dünyada hangimiz mutlu olduk ki? hangimiz muradımıza erdik? murada erenler de bununla yetindiler mi sanki?