14.7.11

engereğin gözü

zülfü livaneli

gece ve gündüz birbirinin yardımcısıdır, birbirine zıt değildir. göster bakalım dünyada hangi şey kötüdür ki onda iyilik olmasın ve hangi şey iyidir ki onda kötülük bulunmasın? kötülük ve iyilik bir tek şeydir, parçalanamaz. iyilik, kötülükten ayrı değildir.

bütün dünyayı dolaşsan, yedi iklim dört bucağı tarasan hiçbir şeye ihtiyaç duymayan tek bir hükümdar bulamazsın. hepsinin saraya, kumaşa, silaha, hayvanlara, ikram edecek yiyeceklere, cellatlara, askerlere, altına, gümüşe ihtiyacı vardır. bunlar olmadan hükümdarlık yapılamaz. engereğin gözünü kamaştıran şatafatı yaratan da bunlardır zaten!

varlık yokluktur, yokluk da varlık. hepsi gören göze bağlı.

bir gün köye bir adam gelmiş, köylülere peygamber olduğunu söylemiş. köylüler, "biz sana inanmıyoruz" demişler, peygamber olduğuna inanmıyoruz, ispat et!" adam, karşıdaki duvarı göstermiş, "eğer bu duvar konuşur da benim peygamber olduğumu söylerse o zaman inanır mısınız?" diye sormuş, "inanırız" demişler. adam duvara dönmüş ve "konuş ya duvar" demiş, "konuş ve benim peygamber olduğumu söyle." bunun üzerine duvar dile gelmiş ve "ey köylüler, bu adam peygamber değildir" demiş, "bu adam sizi aldatıyor, peygamber değil!"

"melek, bilgisiyle; hayvan da bilgisizliğiyle kurtuldu; insanoğlu bu ikisi arasında keşmekeşte kaldı."

bu acımasız dünyada iyilik cezalandırılıyor. kötülüğü yenmek, iyiliği yenmekten daha zor. bu yüzden iyiler savunmasız oluyorlar; her türlü zararı görebiliyorlar. her türlü mahluku korkudan tir tir titreten hükümdarlara hiçbir kötülük erişmiyor. kimse böyle bir şeyi aklından bile geçiremiyor.

jose ortega y gasset: tarih, insan gerçeğini anlamanın tek yoludur.

iktidar insanları değiştiriyor. iktidar görkemi öyle bir şey ki, "bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştırıyor."