16.6.11

fabrika

feodor gladkov

en iyi memurlar budalalardır. görmeyi ve almayı bilirler.

gerçek devrimi kendi kendimize karşı yaratmak zorundayız hepimiz. alışkanlıklarımız, ön yargılarımız, duygularımız kadar büyük bir başka düşmanımız yok aslında.

bütün kitaplar insan düşüncesinin hapsedilip kilitlendiği birer hapishane hücresinden farksızdır. ölümsüzlüğe özenen insan aklı kitapları yaratırken kendine mezar kazdığını unutur aslında.

başkasının içinde kopan fırtınaları kolayca çözüvermek kadınlara vergi bir yetenektir.

insanoğlu bir isyanın sürekli olarak yenilenmesidir. isyan dediğimiz şey de insan kafasının bir sıçrayışta bir hücreden kurtulup kendini bir başka hücreye kapatmasıdır.

insan, varlık dediğimiz şeyin, yani hayatın, bilinçten daha önemli ve daha değerli olduğunu sezinlerse bilir ki gururu ne kadar büyük olursa olsun insanoğlu aciz ve eli kolu bağlı bir yaratıktır.

gerçek hayat sonsuz bir kıyaslamalar zincirinin bütünüdür. mutluluk ise anında yıkılıveren çok kaçak, çok dönek bir duygudur.

küçük burjuva kadınlar başka insanların neşesini merak etmezler. içli ve duyguludurlar. bu yüzden cenaze törenlerini ve gözyaşlarını daha çekici bulurlar. düğün eğlencelerinde bile danslara değil, gelinin gözünden akan yaşlara ilgi duyarlar. onların yaşantısıdır bu. başka insanlarda neşeden çok gözyaşlarına tahammülleri vardır.

kıskançlık daima miyoptur. despotluktan da zalim ve kötü bir duygudur kıskançlık. insanın insanı sömürmesinin en zalim şeklidir. 

akıtılan kanların, çekilen acıların karşılığıdır ölümsüzlük. aramızdaki kötüleri unutacak bütün insanlık; sadece yaratıcıları ve kahramanları hatırlayacak. her şey yanıp geçecek ve belki o zaman birbirimize yeni bağlarla yaklaşmayı öğreneceğiz.