12.5.11

yalancı tanıklar kahvesi

vedat türkali

acılar vardı ama gene de pırıl pırıldı; güzelliklerle doluydu yaşam. her sabah açtığımızda gözlerimizin ta içine bakan bu dünya için kavgadan kaçarak nasıl yaşanır ki!

insan korkar oğlum. o korkuyu aşıp yolunda gidene yürekli derler. aşamayan korkaktır. korku bokuna saptığı yoldaki yanlışlarını parlak sözlerle savunmaya yelteniyorsa dönektir. şaşmadan yolunda gidenlere saldırıp bulaşıyor, karalar çalıyor, işleri bin bir yalanla bozup karıştırmaya kalkıyorsa tam alçaktır o.

dünya talebiyle kimisi halkın emekte
kimi oturup zevk ile dünyayı yemekte (bağdatlı ruhi)

kişi noksanını bilmek gibi irfan olamaz.

yaşam koşulları, dinsel dogmaları bile aşıp belirleyici oluyor sonunda.

anadolu'da bir kentte, adliye sarayı'nın karşısında "yalancı tanıklar kahvesi" varmış. yalancı tanık arayan iş sahibi gidip biriyle anlaşır, duruşmaya çıkarmış. adam girmiş kahveye, bakınırken biri sokulmuş hemen; "yardımcı olabilir miyim? nedir sorun?" "bir alacak davası" demiş adam. "hala vermedi değil mi, o namussuz herif paranızı!" adam biraz çekinerek "para benden isteniyor" demiş. hemen yetiştirmiş herif: "kaç kez vereceksiniz beyefendiciğim, kaç kez vereceksiniz?"