16.5.11

anadolu inançları

ismet zeki eyüboğlu

geceleri göllere girmek iyi değilmiş. geceleri cinler, peri kızları göllerde yıkanırlarmış. bu inanca uymayan kimseyi, özellikle genci periler çalarmış. çalmasalar bile insanın yanına bir inme iner, çarpılıverirmiş.

şeytan düğünü: bir yandan yağmur yağar, bir yandan da güneş pırıl pırıl ışınlarını ortalığa yayarsa buna şeytan düğün ediyor, derler.

yıldız: yıldızlar, gökte dolaşan meleklerin gözleridir. gökte parlayan yıldızların sayısınca yazgı vardır. gökten yıldız düştüğünde bir insan ölür. halk, yıldız kaymalarına yıldız düşmesi der. her insanın bir yıldızı vardır. kimin yıldızı düşerse o ölür. kimin yıldızı parlarsa o yükselir.

davara: geceleyin uykuda insan kasılır, gövdesinin bir yeri kımıldamaz olur. kişinin üstüne bir ağırlık çöker, boğulacakmış gibi bir duruma düşer. buna karabasan diyenler de vardır. bu inanca göre davara, nedeni bilinmeyen bir suç yüzünden, gece uykuda insanın üstüne çöker, onu bir yorgan gibi kuşatır, kımıldatmaz. insan büyük bir korkuya kapılır, parmağını bile kımıldatamaz, kımıldatırsa yavaş yavaş kendine gelir, devinir. davara, elini insanın ağzına koyar, onu boğmaya çalışır. ancak avcunun ortası delik olduğundan, üstüne kapandığı kimsenin soluk alıp vermesini önleyemez. bu nedenle insan ölümden kurtulurmuş. kimi yetkililer bunun tinsel bir bunalım olduğu kanısındadır.

minare: minarenin islam diniyle, islam inançlarıyla en küçük bir ilgisi yoktur. islam inançları arasına sonradan karışan minare kaynak bakımından eski çoktanrıcı dinlerin bir kalıntısıdır. islam dininin doğuş döneminde tapınaklarda böyle bir yer yoktu. ezan genellikle yüksek bir yerde okunurdu.

domuz: eski türklerin tonguz dedikleri domuz, türkler arasında kınanan, kötülenen, yerilen bir hayvan değildi. 12 hayvanlı türk takviminde tonguz yılı diye bir de yıl adı vardı. islam dininden önce ibrani inançlarında domuzla ilgili yasaklar vardı, bunlar oldukça yaygındır. islam dinine musevi inançlarından giren domuzla ilgili yasakların kökü daha eski çağlara değin gider. eski mezopotamya dinlerinde, özellikle suriye yörelerinde adonis (attis) denen bir tanrı vardır. bu, ilkbahar tanrısıydı. dağlarda, kırlarda, yaylımlarda sığır, koyun güderek sığırtmaçlık da ederdi. günün birinde, azgın bir domuz onu öldürdü, kanını yerlere döktü.

dövme: anadolu'nun kırsal kesimlerinde, kadınların yüzlerine dövme yaptırmaları yaygın bir gelenektir. kadınlar bunu, süsten ziyade islam dininden kaynaklandığına inandıkları bir inanç geleneği diye sürdürürler. gerçekte bu gelenek çoktanrıcı dinlerden özellikle totem inançlarından kaynaklanır. dövmeler, gerçekte çoktanrıcı dönemlerin birer simgesidir. kutsal sayılan varlığın simgesini gövdenin belli yerlerine işlemek, ondan güç almak, onun koruyuculuğu altına girmek diye yorumlanırdı. oysa anadolu kadını bu tarih gerçeğini bilmez. ona göre peygamber'in kızı fatıma'yı kölesi zorla öpmüş, öpmekle de yetinmemiş, dişlemiş, yüzünde diş izleri kalmış. bu olayın kötüye yorulmasını önlemek için, bütün arkadaşları yüzlerine dövme yaptırmışlar, böylece diş izleri örtbas edilmiş.