5.4.11

kinik vs. epikurosçu

nietzsche

kinik daha yüksek bir kültür düzeyine ulaşmış insanların çoğalmış ve büyümüş acıları ile onların ihtiyaçlarının bolluğu arasındaki bağlantıyı görür; bu yüzden kinik güzel, kusursuz, uygun, zevkli olan şeyler hakkındaki fikirleri ağırlayan hancının yalnızca hazzın verimli kaynaklarını değil, aynı zamanda hoşnutsuzluğun kaynaklarını da yaratması gerektiğini düşünür. bu görüşle uyumlu olarak, kinik bu fikirlerin pek çoğunu terk ederek ve kültürün belirli taleplerinden vazgeçerek kendi gelişiminde geri adım atar; böylelikle bir özgürlük ve güçlenme duygusu kazanır; ve alışkanlık aşamalı olarak, onun yaşam tarzını onun için dayanılabilir kıldığında esasen kültürlü insanlara oranla çok daha az ve çok daha zayıf hoşnutsuzluk duygusuna sahip olacak ve hemen hemen evcil bir hayvan haline gelecektir. buna ek olarak, gerçekten hissettiği her şey karşıtlığın cazibesine sahiptir ve kalbinin hoşnutluğunu da lanetleyebilir ki böylece pekala da bir hayvanın duygu dünyasının ötesine geçebilir. epikurosçu da kinik ile aynı bakış açısını benimser; genel olarak, yalnızca bir mizaç farklılığı onları birbirinden ayırır. ve böylece epikurosçu kendisini egemen fikirlerden kurtarmak için kendi üstün kültürünü kullanır; epikurosçu egemen fikirleri aşarken, kinik onları yadsımaya devam etmekten başka bir şey yapmaz. öyle ki, epikurosçu rüzgarsız, korunaklı alaca karanlık yollarda gezinirken, yukarısındaki ağaçlar rüzgarla silkelenip ona ihanet ederek dışarıdaki dünyanın ne kadar şiddetli bir şekilde hareket ettiğini ona gösterir gibidir. öte yandan kinik ise, çıplak bir şekilde dışarıda esen rüzgara çıkıp bayılıncaya kadar kendisini kasıyor gibidir.