20.3.11

hikayeler

franz kafka

"beyefendi! ben gizli polisim. hemen bana ölüyü göstermenizi istiyorum!" adam: "bir ölü mü?" diye soruyor ve sanki kendisine hakaret edilmiş gibi bir sesle: "hayır! ölü falan yok bizim burada!" diye ekliyor. "bizim burası namuslu bir evdir." bunun üzerine selam verip uzaklaşıyorum.

itiraflar sonradan geri alındıklarında her zamankinden kesin nitelik kazanırmış.

geceleyin bir sokakta dolaşmaya çıkarız da, adamın biri uzakta boy göstererek -çünkü önümüzde sokak bayır yukarı çıkmaktadır ve ayrıca dolunay vardır- karşıdan koşup bize doğru yaklaşırsa, ister zayıf vepejmürde kılıklı biri olsun, isterse ardı sıra seğirten biri yakalayın diye bağırsın, onu tutmaya kalkmaz, koşarak yoluna devam etmesine karşı durmayız.

çünkü vakit gece olup sokak önümüz sıra dolunayda bayır yukarı çıkıyorsa, buna karşı elden ne gelir! hem belki bu iki kişi söz konusu kovalamacayı kendileri için bir eğlence diye düzenlemiştir; belki her ikisi de bir üçüncü kişinin peşine düşmüştür; belki birincisi suçsuz yere kovalanmaktadır; belki arkadan gelen bir cinayet işler, biz de suç ortağı oluruz, belki ikisinin de hiç haberi yoktur birbirinden ve her biri davranışının sorumluluğunu kendisi yüklenerek yatmak üzere evine yollanmaktadır; belki uyurgezer kimselerdir ikisi de; belki birincisinin üzerinde silah vardır. ve nihayet yorgun olamaz mıyız? yorgun düşecek kadar şarap içmedik mi? derken, arkadan gelen ikincisini de göremez olup seviniriz.

hayat şaşılacak kadar kısadır.

gerçek söz konusuysa, yüce ruhlu herkes aşırı nezaketi bir kenara bırakır.

insan zora gelince öğreniyor, bir çıkış yoluna kavuşmak istedi mi öğreniyor, hiçbir şeye aldırış etmeden öğreniyor! kamçıyla denetliyor kendini, öz varlığında en ufak bir direnişle karşılaşmaya görsün, etini kıymık kıymık ediyor.

açlık çekmeyen biri açlığı anlayamaz.

bir dostluğun pekiştirilmesi isteniyorsa, yeni bir çevrenin aranıp bulunması gerektiği hatırdan çıkarılmamalıdır.

ciddi ciddi uyuyan bir kimseden gelen uyarıya, uzakta oturan boşboğazlar bile karşı duramaz. yaşam tarzındaki en büyük karşıtlıkların tren kompartımanlarındaki kadar yakından, dolaysız ve şaşırtıcı biçimde bir arada bulunduğu ve karşılıklı gözlem dolasyısıyla alabildiğine kısa sürede birbirlerini etkilemeye başladığı bir başka yer yoktur.